31 Ocak 2015

Tüm Kadınların Dikkatine Bu Yazı Hepimizi İlgilendiriyor

31 Ocak 2015
   
İlerleyen yaşla birlikte meme kanserinin görülme sıklığının arttığını paylaşan Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, erken teşhisten beslenmeye, olumlu ruh halinin öneminden kanser riskini artıran faktörlere merak edilen birçok soruya cevap verdi.



ERKEN TEŞHİS VE TEDAVİ ÖNEMLİ
Meme kanseri yaşın ilerlemesi ile görülme sıklığı artan bir kanser olmasına karşın genç yaşlarda da görülebilmektedir. Tıbbın bugün sağladığı olanaklar ve meme kanserinin erken teşhisi sayesinde bu kanser türünden kaynaklanan ölümler azalmaya başlamıştır. Günümüzde erken tanı ve erken tedaviye başlayarak meme kanserinin ölümcül bir hastalık olmaktan çıkması noktasına ulaşılmıştır.


MEME KANSERİ RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER
Güncel bilgilerimize göre meme kanserine yakalanma riskini artıran nedenler;
- Uzun dönem hormon tedavisi almak, doğum kontrol ilaçları kullanmak,
- İlk adeti erken yaşta görmek (12 yaş öncesi),
- Geç yaşta menopoza girmek (50 yaşın üstünde),
- Radyasyona maruz kalma,
- Ailesinde meme kanseri öyküsü olmak (anne ve kız kardeşler gibi birinci derece akraba),
- Yetersiz fizik aktivite, şişmanlık,
- Doğum yapmamış olmak,
- Hiç emzirmemiş olmak,
- Doğum kontrol ilaçları kullanmak,
- BRCA geni taşımak,
- Sigara içmek(son çalışmalarda nikotin reseptörleri ile meme kanseri ilişkisini gösteren yayınlar mevcut).


KORUNMAK İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
- Aylık kendi kendine meme muayenesini yapmak,
- Fazla kilo almamak için düzenli spor yapmak (haftada 3 gün yarım saatten az olmamak üzere),
- Hayvansal yağlardan zayıf gıdalarla beslenerek sağlıklı kiloda kalmak,
- Günlük kalorinin %20' den azını yağlardan almak, sebze ve meyveden zengin beslenmek, meme kanseri riskini ve meme kanserli hastalarda nüksü engelleyen değerler olarak bilinmektedir.


BESLENME ETKİSİ
- Yanmış yağlarla hazırlanmış olarak gruplanan hazır gıdalarla beslenmek, yanmış, tütsülenmiş gıdalar ve tuzlu konservelerle beslenmek,
- Kızartma ve yüksek ısıda pişirilen ızgara yemeklerle beslenmek (bu tarz pişirme yöntemleri yerine düşük ısıda fırın ve haşlama yöntemleri ile hazırlanmış yiyecekleri tercih edilmeli),
- Şekerli gıdalarla beslenmek, nutra sweet, equal, spoonful gibi yapay tatlandırıcılar kullanmak (bu tatlandırıcılar yerine tatlandırıcı olarak doğal bal kullanmak tavsiye edilmekte), Beyazlatıcı kimyasallar içerebilen sofra tuzlarını kullanmak (bu tür tuzlar yerine deniz tuzu kullanılması önerilmekte), nitrit ve nitrat tuzları içeren koruyucu katkı maddeleri, renklendiriciler, yapay antioksidanlar içeren gıdalarla beslenmek,
- Kırmızı et temelli asit diyetler yemek (kırmızı et yerine bol balık ve az tavuk eti tercih etmek önerilmekte),
- Mikrodalga fırınlarda plastik kap, dondurucuda saklama kabı olarak pet şişeleri kullanmak (bu şekilde plastik malzemelerin kullanımı dioksin maddesinin ortaya çıkmasına neden olmakta, dioksin kimyasallarıda kansere, özellikle de meme kanserine neden olmaktadır),
- Yüksek kafein içerikli içeceklerden uzak durmak (çay gurubu içeceklerden yeşil çayı tercih etmek),
- Toksinler ve ağır metaller içerebilen musluk suları içmek (bu sular yerine arıtılmış veya filtrelenmiş sular içilmelidir) meme kanseri riskini artırmaktadır.


KORUYUCU GIDALAR
- A ve C vitamininden zengin renkli olarak bildiğimiz taze sebze ve meyveler (havuç, brokoli, turp, kayısı, turunçgiller gibi) günde 3-4 porsiyon meyve, 2-3 porsiyon sebze tarzında tüketilmeli, (diyetin yüzde 80'i taze sebze ve meyve, kepekli tahıllar, tohumlar ve biraz meyveden, kalan yüzde 20'si de haftada 3 kez baklagiller içeren pişmiş gıdalardan oluşacak şeklinde düzenlenmelidir),
- D vitamini içeren sütlü gıdalarla beslenmek (özellikle menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri riskini azalttığı bilinmekte),
- E vitamini içeren ceviz, fındık gibi gıdaları düzenli tüketmek, probiyotik içeren süt ürünleriyle beslenmek,
- Sağlıklı olduğu bilinen zeytinyağını tercih etmek (gereğinden fazla tüketmemek şartıyla),
- Sülfürlü bileşikler olarak bilinen gıdaları da beslenme rejiminde bulundurmak (sarımsak, soğan gibi),
- Omega 3 yağ asitleri içeren balık ürünlerine beslenmede daha çok yer vermek,
- Günlük 25-30 gram kadar lif alacak şekilde lifli gıdalardan zengin beslenmek, tam tahıllı ekmekleri (tam buğday, çavdar) tercih etmek, beslenmede karbonhidratlar (hamur işleri, pirinç vb.) yerine kepekli tahılları tercih etmek, meme kanserinden korunmamızı sağlayabilmektedir.
- Meme kanseri geçirmiş hastaların süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketmelerinin nüksü engellediği konusunda araştırmalar mevcuttur.
- Bazı destek maddeleri (IP6, EFA'lar, flor-essence, essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, v.s.) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olabilmektedir, bu maddelerle ilgili çalışmaların meme kanserinde de koruyuculuğu ile ilgili yayınlar mevcuttur.


ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
Meme kanserini erken yakalayabilmek için 20 yaşından sonra bayanların her ay düzenli olarak kendi kendine meme muayenesini yapmayı öğrenmeleri gerekir. Bu muayene sırasında ele kitle gelmesi, meme başı akıntısı, meme başında çekilme, meme derisinde kızarıklık, iyileşmeyen yara ya da gözle fark edilebilen değişiklik olması durumunda hemen uzman doktora gidilerek muayene olunması en kolay ve en ucuz tanı yöntemidir.
Meme kanseri taraması için 40 yaş ve üstünde mamografi çektirmek kabul edilen en etkili tetkik iken ailesinde meme kanseri olanların 32 yaşından (bazı kaynaklarca 35 yaştan) itibaren mamografi ile yıllık taramaları tavsiye edilmektedir. Kırk yaş altında ise meme ultrasonografisi şüpheli olgularda yapılması gereken yıllık radyolojik tetkik olmalıdır.


ÖNERİLER
Ailesinde meme kanseri öyküsü olan bayanlar 20 yaşından itibaren her ay düzenli kendi kendilerini muayene yapmaları, muayenede fark edilen değişiklik halinde uzman doktora başvurmaları, 35 yaşta itibaren mamografik tetkik yaptırmaları gerekmekte.

Aile öyküsü olmayan bayanlarında benzer şekilde muayenelerini yapmaları, 40 yaşından sonra mamografik tetkik yaptırmaları önerilmektedir.

Meme kanseri ile diyet arasındaki ilişkiler ile ilgili araştırmalar bugünde devam etmekte olup sağlıklı kiloda kalmak, günlük kalorinin yüzde 20'den azını yağlardan almak, sebze ve meyveden zengin beslenmek, meme kanseri riskini ve meme kanserli hastalarda nüksü engelleyen değerler olarak bilinmektedir.

Kanser; zihinsel, bedensel ve ruhsal bir hastalıktır. Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük düzenli egzersizler ve derin nefes alma teknikleri ile sağlanan oksijen tedavisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.

Öngörülü ve olumlu bir ruh kanserle savaşı başarırken, sinirlilik, affetmezlik, acı, bedeni stresli ve asitli bir ortama sokarak kanserle savaşı kaybettirmektedir.

Allah kanser hastalığının hiç bir çeşitini kimseye yaşatmasın....
Sevgiler....

Devamını Oku »

30 Ocak 2015

Sarımsak Tüketmeniz İçin Bir Nedeniniz Var!!!

30 Ocak 2015
Sarımsağı kullanmadığımız yer yoktur aslında, yemeklerde,mezelerde,salatalarda,böreklerde ve daha bir yok yerde, kokusu her ne kadar rahatsız edici olsa da hepimizin de vazgeçmemesi gerekli saglığımız açısından faydalarını saymakla bitmez.
Bu gün size sarımsağı tüketmeniz için 9 nedeni belirtiyorum.Umarım okuyucularımız için faydalı bir paylaşım olur...


1.     Sarımsak yaklaşık 30 adet sülfür bileşiği, çeşitli enzimler ve amino asitler, flavonoidler mineraller, A vitamini , B ve C vitaminleri içermektedir.

2.     Sarımsak, prebiyotik özellikteki bir besindir. Yani probiyotikler dediğimiz vücut için faydalı bakterilerin etkinliğini ve sayısını arttırmaya yardımcı olur. Dolayısıyla sarımsak, bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkilere sahiptir.Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirmesi özelliğinden dolayı sarımsak düzenli tüketilmelidir.

3.     Hem vitaminler, mineraller ve diğer zengin besin içeriğinden dolayı hem de prebiyotik özelliğinden dolayı sindirim sistemi üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

4.     Sarımsak kolesterol problemine de iyi gelmektedir. Kandaki iyi huylu kolesterolü (HDL) yükseltip, kötü huylu kolesterolü (LDL) ve trigliseriti düşürmektedir.

5.     Tansiyonu yüksek olan kişiler de, sarımsağı düzenli tüketmeye çalışmalıdır; çünkü sarımsak tansiyon düşürücü etkiye sahiptir.

6.     Kansere karşı da koruyucudur. Yapılan bilimsel çalışmalar; düzenli sarımsak yiyenlerin, sarımsak yemeyenlere oranla mide kanserine % 50 daha az yakalandığı göstermiştir.

7.     Damar sertliği sorununa karşın sarımsak iyi bir koruyucudur.

8.     Kan şekerinin dengelenmesinde yardımcı rol oynar.

9.     Sarımsak sigaranın, kirli hava koşulları ve çeşitli kimyasalların vücuda verdiği zararlı etkilerin giderilmesi içinde çok önemlidir. Vücutta biriken toksinlerin atılmasında yardımcı görev alır.
Devamını Oku »

29 Ocak 2015

Gözyaşı kanal tıkanıklığı,bilelim bilinçlenelim!

29 Ocak 2015
  



Kanal tıkanıklığı sebebiyle gözleriniz enfeksiyon riskiyle karşılaşabilir
GÖZDEKİ GÖRÜNMEZ TEHLİKE: GÖZYAŞI KANAL TIKANIKLIĞI
Gözde sulanma, iltihaplanma, gözyaşı kesesi bölgesinde şişlik, apse gibi belirtilerle ortaya çıkan gözyaşı kanal tıkanıklığı, göz sağlığını tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Kanal tıkanıklığının çoğunlukla düşük düzeyde ama kalıcı enfeksiyonlarla kendini gösterdiğini ifade eden Dünyagöz Ataköy’den Opr. Dr. Akın Banaz “Hastalığı yüzde 95 oranında başarı oranı sağlayan dakriyosistorinostomi (DSR) adlı ameliyat tekniğiyle tedavi edebiliyoruz” dedi,

Gözyaşı, içerdiği enzimlerle gözün normal işlevini yerine getirmesi için oksijen transferinde önemli rol oynar. Tuzlu bir sıvı olan gözyaşı, toz, bakteri vb. yabancı cisimcikleri yanağa ya da gözyaşı kanalı yoluyla buruna sürükler. Enfeksiyonlara karşı direnç oluşturma görevine sahip olan gözyaşı, bir tıkanıklık sebebiyle “gözyaşı kanalı” vasıtasıyla göz çevresinden vaktinde ayrılamazsa, gözlerimiz dış etkenlere karşı savunmasız kalabilir.

En sık bebekler ve orta yaşlı kadınlarda görülüyor
Gözde sulanmaya ve enfeksiyonlara yol açan “gözyaşı kanal tıkanıklığının” en sık gözyaşı kanalının burunla kesiştiği noktada meydana geldiğini vurgulayan Dünyagöz Etiler’den Opr. Dr. Akın Banaz, hastalığın nadiren de olsa gözyaşı kanalının üst kısımlarında görülebileceğini söyledi.
Gözyaşı kanalı tıkanıklığının en sık ilk bir yaştaki bebeklerde, orta yaş ve sonrası kadınlarda, burun yapısı eğri olan bireylerde, uzun süren burun enfeksiyonu ve alerjiler yaşayan kişilerde görüldüğünü ifade eden Opr. Dr. Banaz, hastalığın erkeklere kıyasla kadınları daha çok tehdit ettiğine dikkat çekti.
Erişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının büyük ölçüde sebepsiz olduğunu söyleyen Opr. Dr. Banaz, burun kırıkları ve burun içi hastalıkları sonrasında da hastalığın oluşabileceğini belirtti.
Kalıcı enfeksiyon riski oluşturuyor
Gözyaşı kanal tıkanıklığının “gözde sulanma”, “gözyaşı kesesi bölgesinde şişlik”, “gözde iltihaplanma”, “apse” gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini vurgulayan Opr. Dr. Banaz, oluşabilecek enfeksiyon tehlikesiyle ilgili şunları söyledi:
“Kanal tıkanıklığında akım kesildiği zaman mikropların üreyeceği bir ortam oluşur. Buna bağlı olarak çoğunlukla düşük düzeyde ama kalıcı enfeksiyonlar kendini göstermeye başlar. Fakat bazı dönemlerde enfeksiyon apse haline gelebilir. Buna bağlı olarak çok ağrılı şişlik ortaya çıkabilir.”
Başlıca tedavisi ameliyat
Kanal tıkanıklığının çoğunlukla gözyaşı kanalının alt ucunda burun ile birleştiği yerde geliştiğini söyleyen Opr. Dr. Banaz, hastalığın başlıca tedavisinin ameliyat olduğunun altını çizdi. Göz cerrahların en sık yüzde 95 oranında başarı oranı sağlayan “dakriyosistorinostomi” (DSR) adlı ameliyat tekniğini tercih ettiğini vurgulayan Opr. Dr. Banaz, çok eskiden beri uygulanan tedaviyi şu sözlerle anlattı:
“Tedavide kanalın tıkanık olan bölümü açılmaz. Bunun yerine gözyaşı kesesiyle burun arasında tıkanıklığın bulunduğu bölge bypass edilerek hemen üstte yeni kanal açılır. Buradaki en önemli nokta açılan yeni kanalın vücut iyileşmesiyle tıkanmamasıdır. Çünkü vücut ameliyatla açılan yeni kanalı kapamaya çalışır. Bu risk ameliyatı takip eden 3-6 ay arasında vardır. Ancak 6 ayı geçen vakalarda kanal tıkanma riski ortadan kalkar. Cerrahi müdahalenin mutlaka kanalın yeniden tıkanmayacak şekilde yapılması gerekir.”
Diğer yöntemlerde başarı şansı az
Erişkinlerde ayrıca silikon tüp yerleştirme ve sondalama yöntemlerinden de tedavide faydalanıldığını işaret eden Opr. Dr. Banaz, ancak bu tedavilerin başarı oranının düşük olduğunu ve sadece bazı seçilmiş olgularda uygulanabildiğini sözlerine ekledi.

Dünyagöz Hastanesi Bilgilendirme Bültenidir.
Devamını Oku »

İlişkini Tanımla, Hediyeni Seç

    



14 Şubat Çanları Çalıyor; Aşıklar Markafoni.com’da buluşuyor!
Sevgililer Günü’nde hayatının aşkını mutlu etmenin yolu bu sene de Markafoni.com’dan geçiyor. “İlişkini Tanımla, Hediyeni Seç” kampanyasındaki ürünler tüm aşıkların başını döndürecek.
Türkiye’nin ilk ve lider özel alışveriş kulübü Markafoni.com, Sevgililer Günü için özel olarak tasarlanmış, ilişki kategorisine göre hediye alternatifleri sunduğu kampanyası “İlişkini Tanımla, Hediyeni Seç” ile, en özel armağanları müşterileriyle buluşturuyor. 28 Ocak-12 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek kampanyada herkesin ilişkisine göre bir hediye alternatifi bulunuyor.
Markafoni.com’un bu özel kampanyada hediye seçimini kolaylaştıracak eğlenceli sürpriziyle kampanya kapsamında yer alan, kıyafetten ayakkabıya, ev dekorasyonundan oyuncağa kadar birçok hediye alternatifinden hangisinin sevgilin için uygun olduğuna karar vermen çok kolay olacak!
Öncelikle ilişkini ve nasıl bir hediye almak istediğini tanımlamalısın: “İlişkimiz daha çok yeni, ya ayrılırsak hediyemi de geri alamam ki” diyenlerden misin; yoksa “az masraflı ama dikkat çekici olsun da kalbine kazısın beni” diyenlerden mi? Belki de ilişkin almış başını gidiyor ve alacağın baş döndürücü bir hediyeyle kavgasız bir ayı garantilemeyi hedefliyorsun… Ya da belki “aşkımı yıldızlara yazmak, aldığım hediyeyi duymayan görmeyen bilmeyen kalmasın” diyorsun… Seçimini yap, sonra da Markafoni.com’un senin ve sevgilin için özel olarak bir araya getirdiği ürünler arasında alışverişin keyfini yaşa!
İlişkine uygun yüzlerce ürün alternatifi için Markafoni’nin bu sevgililer gününe özel “İlişkini Tanımla, Hediyeni Seç” kampanyasını kaçırma! Eminiz ki sen de sevgini ifade etmek için en doğru hediyeyi 28 Ocak – 12 Şubat tarihleri arasında Markafoni.com’da bulacaksın.
Kampanya sayfasına bu bağlantıdan ulaşabilirsinMarkafoni İlişkini Tanımla, Hediyeni Seç Kampanyası

Basın bültenidir.
Devamını Oku »

Beyaz dişler için ipuçları!!! (Bleaching)

Merhabalar....

Bilindiği gibi herkes bembeyaz bir dişe sahip olmak ister bu istek ile beraber bir çok işlemde yapabiliyoruz.Ben daha doğal olan karbonat ve diş macunu ile dişlerimi fırçalamaya çalışıyorum.Bazende limon suyu sıkıyorum fırçama ama hafta da bir uygulamak lazım. Gün içinde çay,kahve,sigara tüketenlerdeki kalıcı sarılık ne yazıkki doktor tarafından temizlenmedikçe geçmiyor.Benim diş etlerimde bir rahatsızlık var damar içlerinde siyahlık,beni o kadar rahatsız etmese de bu görüntüyü sevmiyorum ama Allah'tan gülerken görünmüyor :)
Bugün size basitçe yapabileceğiniz beyaz dişler için bir kaç ipucu yayınlamaya karar verdim umarım işinize yarar.

  • Kalsiyumun dişlere faydası yıllardır bilinen bir gerçek. Yemeklerden sonra ufak bir parça peynir yemenin diş minerallerini güçlendirdiğini ortaya koyan araştırmalar var. Peynirden hoşlanmıyorsanız bir miktar süt ve yoğurt da yemeklerden sonra tercih edebilirsiniz.
  • Elma, havuç, ayva gibi sert meyveleri doğramadan, kabuğuyla yiyin. Bu sert meyveler doğal diş fırçası gibidir. Dişe hiçbir zarar vermeden beyazlamasına yardımcı olur.
  • Kullanmanız gerekenler kadar kullanmamanız gerekenler de önemli. Limon ve sirkenin dişleri beyazlatmada kullanılması son derece yanlış. Asitli olduklarından ikisi de dişlere büyük zarar verebilir.
  • Halk arasında yaygın olarak bilinen bir diş temizleyicisi: Karbonat. Uzun vadede ideal diş beyazlatıcısı olmasa da kısa vadeli olarak tercih edilebilecek bir beyazlatıcıdır.
  • Kullanılan ürünün içeriği ve dozunun ayarlanması çok önemli olduğundan dolayı beyazlatma işleminin kesinlikle hekim kontrolü ve gözetiminde yapılması gerekir. Ancak hekim kontrolünde olmayan, eczaneden alınan ürünlerle bilinçsizce yapılan beyazlatmalar dişlerde kalıcı zararlara (diş çekilmeleri, kalıcı diş hassasiyetleri, dişin dış yüzeyinin bozulması ve mine çatlakları gibi) neden olabilir.
Devamını Oku »

28 Ocak 2015

Evli Çiftler 14 Şubatı Kutlar mı Kutlarsa Nasıl Kutlar?

28 Ocak 2015
Merhaba arkadaşlar,
Bilindiği gibi evli çiftlerin 14 Şubat Sevgiler Gününü kutlayanları çok azdır.Nedeni bana göre evli olmak,sürekli bir arada olmak,hayat koşuşturması,var ise çocuklarımızdır.Kendimize zaman ayıramadığımız gibi yeri geliyor eşlerimize de zaman ayıramıyoruz.
Hep erkeklerden bekleriz bir kadın olarak,ilk adımı bu yıl bir değişiklik yapsak diyorum.Eşlerimize özel bir kutlama hazırlasak bu konuda her türlü fikire açığız,çılgınlıktan tutunda,romantizme kadar aklınızdan geçenleri beraber paylaşalım istedim.


Ne dersiniz?
Sizin aklınızdan geçen şeyler nelerdir?
Ne tür bir hediye vermek istersiniz?
Ne tür bir hediye almak isterdiniz?
Hayalleriniz ve gerçekte olanlar nelerdir?

Mesela geçen yıl benim eşim bana alacak bir şey bulamayınca mutfak ihtiyacım olan bir tava almıştı :) Ben küçücük şeylerle bile mutlu olabiliyorum.Tavayıda hala kullanıyorum bu arada :)
Sevgiler....
Devamını Oku »

Türkiye 'de bir ilk Gift Selector teknolojisi

Carrefour İçerenköy AVM, Sevgililer Günü’nde Hediye Seçme Derdine Son Veriyor.
Türkiye’nin alışveriş merkezi yönetiminde lider şirketi Cefic tarafından yönetilen Carrefour İçerenköy Alışveriş Merkezi, Türkiye’de ilk kez uygulanacak “Gift Selector” teknolojisi ile hediye seçme derdine son verecek. Carrefour İçerenköy AVM’de 1-15 Şubat tarihleri arasında Twitter entegrasyonu ile kişiye özel ilgi alanlarını belirleme özelliği sunacak olan “Gift Selector” kiosku ile hediye seçmek artık çok kolay.


Carrefour İçerenköy AVM bünyesinde yer alan mağazaların stok bilgilerinin yer aldığı veri tabanı üzerinden çalışacak olan sistemi kullanmak için hediye alınacak kişinin Twitter hesabının sisteme tanıtılması yeterli olacak. Hediye seçilecek kişinin son 300 tweetini inceleyerek ilgi alanlarını belirleyecek olan sistem, hediye seçiminde en doğru alternatiflerden oluşan ürün listesini sunacak.

Türkiye’de ilk kez uygulanacak olan sistemle; hediye alternatifleri istenirse fiyat aralıklarına ve alınmak istenen hediye türüne (giyim, aksesuar, kozmetik, renk vb.) göre özel arama gerçekleştirebilecek.

“Gift Selector” tarafından belirlenen ürün listesinden hediye seçen ve avantajlı alışveriş kartı Shop&Win ile alışveriş yaparak ürün fişini danışmaya ibraz eden ilk 500 ziyaretçinin Shop&Win kartlarına anında 15 TL miktarında para puan* yüklenecek.

Carrefour İçerenköy AVM, kampanya kapsamında ilk 500 kişinin yapacağı alışverişlerde Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı’na (TESYEV) 5 TL bağışta bulunacak.

*Yüklenen para puanlar 1 Mart Pazar tarihinden itibaren kullanılabilecektir.
Hafta sonu bir yoklama yapmak lazım demek ki Carrefour İçerenköy AVM'ye :)



www.carrefouricerenkoy.com /   www.ceficturkey.com

Devamını Oku »

27 Ocak 2015

Sevgililer Gününde Bebetto İle En Şeker Siz Olun...

27 Ocak 2015
      



  


Bebeto şekerleri ile Sevgililer Günü’nde tatlı bir sürpriz yapın!

Türkiye’nin en büyük yumuşak şeker üreticisi ve ihracatçısı olan Kervan Gıda’nın Bebeto Eğlence Adası konseptiyle satışa sunduğu yumuşak şekerler, kalpli alternatifleriyle Sevgililer Günü’nde romantik ve tatlı bir sürpriz yapmak isteyenler için ideal!
Yılın en özel günlerinden olan Sevgililer Günü’nde sevgilinizi Bebeto’nun kırmızı kalpli şekerleriyle tanıştırmaya ne dersiniz? Vişne, çilek, ahududu, böğürtlen gibi kırmızı meyvelerle tatlandırılıp renklendiren Bebeto şekerleri aşkın rengi olan kırmızıyla görsel bir şölen niteliğinde karşınıza çıkıyor! Doğal ve leziz meyve aromaları içeren Bebeto yumuşak şekerler; vücut için gerekli olan 20 aminoasitten 18’ini içeriyor. Kolesterol içermeyen Bebeto ürünleri vücut tarafından kolayca sindirilebiliyor.
Siz de Bebeto şekerlerinin tadına bakmak ve sevgilinize tatlı bir sürpriz yapmak için; Mall of İstanbul, Marmara Forum, Torium, Astoria, Olivium gibi alışveriş merkezleri başta olmak üzere Türkiye’de toplam 17 noktada hizmet veren Bebeto Eğlence Adası alanlarını ziyaret edebilirsiniz.
Bebeto yumuşak şekerlerin 100 gramı 3,50 TL
Devamını Oku »

Süt Ve Süt Ürünleri Hakkındaki Bilgi Kirliliğine SETBİR'den Açıklama

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ HAKKINDA OLUŞTURULAN BİLGİ KİRLİLİĞİNE SETBİR’DEN AÇIKLAMA
Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR), süt ve süt ürünleri ile ilgili son günlerde basın ve medya kuruluşlarında yer alan ve gerçeği yansıtmayan haberlere ilişkin açıklama yapma gereği duymuştur.

Türkiye’de süt ve et sektörünün ve bu sektörlere bağlı olan sanayinin gelişmesi için çalışmalar yapan Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) olarak, kaşar peynirinin ateşe tutularak yakılmasıyla, içeriğinde katkı maddesi olduğunun anlaşıldığı yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirtmek isteriz.
 
Bu teste konu olan peynirin tüm özellikleri araştırılmadan, sadece yanma kriteri temel alınarak peynirin katkılı olup olmadığını anlamaya çalışmak son derece hatalıdır.
 
Yüksek düzeyde yağ içeren tüm organik maddelerin yanma özelliğinin bulunduğu bilinmektedir. Usulüne uygun koşullar altında üretilen ya da usulsüz üretilen tüm kaşar peynirler, organik karakter taşır ve yanma özelliğine sahiptir. Bu nedenle, yanma özelliği, sahtekârlığı ayırt edici bir özellik değildir.
 
Kaşar peynirinde kayıt ve kontrol dışı üretim ve ticaret yapan (merdivenaltı tabir edilen, kontrol edilemeyen) işletmelerin yapabileceği usulsüzlükler arasında; bozulmayı engellemek için antimikrobiyel katkıların peynire katılması, soya unu (tozu) ilavesi, hayvansal yağ yerine bitkisel yağ kullanımı, jelatinize edici maddelerin ilavesi gibi mevzuata aykırı uygulamalar sayılabilir. Tüm bu olumsuzlukların temelinde denetim yetersizliği nedeniyle kayıt dışı firmaların rahatça faaliyet göstermeleri ve bu firmalar tarafından düşük fiyatla pazara sunulan gıdaların tüketiciler tarafından kabul görmesi yatmaktadır.
 
Ateşe tutulduğunda yanmayan kaşar peyniri görüntüsü de ayrıca yanıltıcıdır. İçine yanıcı özelliği olmayan ancak katılması yasak olan maddeler ilave edilerek üretilen kaşar peynirlerinin alev altında yanmaması onun doğru kaşar peyniri olduğunu ispatlamayacağı gibi bu peynirlerin sağlıklı peynir gibi sunulmaları da son derece sakıncalıdır. Aslolan üreticisinin bilindiği, paketli ve etiketli peynir markalarının tüketilmesi ve halkın bu bilince doğru yönlendirilmesidir.
 
SOKAK SÜTÇÜLÜĞÜNÜ DOĞAL VE ORGANİK SÜTÇÜLÜK ENSTRÜMANLARI GİBİ GÖSTERMEK EN HAFİF DEYİMLE HALK SAĞLIĞINA İHANETTİR
Son günlerde medyada yer alan haberler arasında sokak sütünün taşıdığı tek tehlikenin mikrobiyolojik olduğu ve sütün kaynatılması ile bu tehlikenin giderildiği ifade edilmektedir. Sokak sütü kontrolsüz koşullarda üretilen çiğ sütün yine kontrolsüz koşullarda halka ulaştırılması süreçlerini içermektedir.
 
Çiğ süt temelli riskler sadece bakteriyel olarak tanımlanırsa hayvan hastalıklarının tedavisinde kullanılan antibiyotik vb. ilaç kalıntıları, havyan yemlerindeki zirai ilaç kalıntıları, sokak sütçüsünün sütün bozulmaması için çiğ süte ilave ettiği hidrojen peroksit (saç ve kot pantolon ağartıcı olarak kullanılan kimyasal madde), ağır metal, aflatoksin, kostik soda vb. kimyasal maddeler ile hastalıklı hayvanın memesinden bulaşan kan pıhtılarının yaratacağı riskleri dikkate almamış oluruz. Bu anılan kimyasal maddelerin tüketiciler tarafından anlaşılmasına olanak yoktur. Buna karşın; sanayi ölçeğinde çiğ süt alımları düzenli kalite kontrol süreçlerini içermektedir.
 
ENDÜSTRİYEL YOĞURTLARIN EKŞİMEMESİNİN 
3 TEMEL NEDENİ
 
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından sürekli denetimden geçen, yatırımlarını hijyenik ve sağlıklı ürünler üretmek üzere kurmuş olan gıda işletmeleri tarafından üretilmiş olan endüstriyel yoğurtların uzun süre ekşimemesine karşın evde yapılan yoğurtlarda kısa sürede ekşime meydana gelmesi, endüstriyel yoğurtlarda katkı maddesi kullanımına bağlanmaktadır. Yoğurdun ekşimemesi için katkı maddesi kullanan ve tamamen usulsüz olarak üretilen denetimsiz merdiven altı işletmeleri hariç tutacak olursak endüstriyel yoğurtların ekşimemesinin üç temel nedeni bulunmaktadır. Bunlar;
  1. Endüstriyel yoğurtların yüksek hijyenik üretim koşulları altında ve üretim sırası ve sonrasında dışarıdan mikroorganizma bulaşmasına olanak tanımayacak şekilde üretiminin gerçekleştirilmesi
  2. Endüstriyel yoğurt üretiminde kullanılan bakterilerin (halk arasında yoğurt mayası olarak bilinen ancak bakteri içeren karışımlar) yoğurt üretildikten sonra soğukta depolama sırasında (buzdolabında vs.) aktivitelerini sınırlandırmaları ve sütü ekşitecek kadar aktif olmamaları,
  3. Endüstriyel yoğurtların daha yüksek protein ve doğal olarak kuru madde içeriğine sahip olmalarıdır.
Betondaki demir ve çimentonun görevi neyse, süt proteininin yoğurttaki görevi de aynıdır.
 
Saygılarımızla,
 
SETBİR Bilim Kurulu Üyesi 
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Başkanı Prof.Dr.Barbaros Özer
Devamını Oku »

Ailenin Sömestr Tatil Hali Ve Davranışlarımız


Ailelerin, tatilde aşırı baskıcı bir tutum benimsemesi, çocuğun rahatlamasına, yeni dönem için enerji kazanmasına engel olabilir. Sürekli ders çalışmaktan bahsetmek ve uyarılar vermek yerine birlikte plan yapmak yerinde olacaktır. Zamanı ailenize ve çocuğunuzun isteklerine uygun şekilde bölün. Mesela sabah saatlerini ders için ayırın. Planı birlikte yaptıktan sonra, öğrencinin belirlenen programa uymasını kendi kontrolüne bırakmak, hem evdeki gerginliği azaltacak hem de ona sorumluluk duygusu kazandıracaktır. Bu tarz bir programda öğleden sonraki serbest zamanlarda gence kendini mutlu edecek etkinlikler için fırsatlar vermek aile ilişkilerinizin tazelenmesine, yeni okul dönemi açısından da olumlu etkiler yaratacak iyimser bir ev ortamının yaratılmasına yardım edecektir.
Görüldüğü üzere, planlı bir tatilin aileyi ve çocukları strese sokmayan, makul ölçülerde ders tekrarlarına ve ödevlere yer veren, diğer zamanlarda ise sosyal etkinliklere ve arkadaşlarla zaman geçirmeye olanak tanıyan bir yapıda kurulması mümkündür. Bu şekilde keyifli zaman geçirmenin, çocuğun sosyal gelişimi ve mutluluğu için büyük önem taşıdığı da unutulmamalıdır.
Okul döneminde olduğu gibi tatil döneminde de ailelere önerimiz hem disiplinli hem de esnek yaklaşımlardır. Aşırı serbest tutumda olan aileler genellikle, “Çocuk tatilde… Bırak, boşver…  Yatsın, uyusun, dinlensin…”  tarzındaki söylemleriyle çocuklarına fazla rahatlık ve tembellik aşılarlar. Bu yaklaşım tatil dönüşüne kadar hızla alışkanlığa ve çocuklarda bu durumu devam ettirme eğilimine dönüşebilir. Bu nedenle çocuğun sorumluluklarından kopmadan ama çok da yorulmadan güzel bir tatil geçirmesi desteklenmelidir.Çocuklarımıza baskıcı tavırlar sergilemek onları hem derslerinden hemde sosyal hayatlarından sıkılmalarına neden olabilir.
Tatil boyunca çocukların aileleri ile yeterince birlikte olabilmeleri de ayrıca önemlidir. Okul yoğunluğundan biraz sıyrılan çocukların, anneannelere, dedelere, anne baba ve kardeşleriyle birlikte eğlenceli zaman geçirmeye ne kadar ihtiyaç duyduklarını düşünerek, bu fırsatı iyi değerlendirin.Çalışan anne ve babalar ise bu durumda biraz daha özverili olmalılar bütün hafta boyunca çalıştıklarından dolayı en azından hafta sonu beraber yapabilecekleri aktiviteler seçmeliler.Bu aktivitelerin çocuklarımızın gelecekteki yaşamlarına katkısını hepimiz biliyoruz.
İyi tatiller....
Devamını Oku »

Çoğu İnsanın Kabusu Hemeroid Nedir Tedavisi Nasıl Yapılır?




GÜNCEL TEDAVİYLE HEMOROİDDEN KURTULUN!!!

Hemoroid günümüzde kısa sürede kolay ve hızlı bir şeklide tedavi edilebiliyor.  Uygulanan tedavi hastalığın evresine göre değişiyor. Erken evrede diyet ve ilaç tedavisi yeterli olabiliyor. Orta evrede iğne ve bağlama yöntemi gibi ameliyat dışı yöntemler devreye giriyor. Son evrede ameliyat kaçınılmaz oluyor.  Halk arasında ‘basur’ olarak bilinen hemoroid hastalığı anal kanalda mevcut damardan zengin yastıkçıkların sarkmaları, şişmeleri ve kanamaları ile meydana gelir. Toplumda tabu haline gelen ve yaşam kalitesini düşüren hemoroid kadınlar ve erkekler arasında sıkça görülüyor. Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Prof Dr. Bülent Menteş, genellikle doktora geç başvurulduğuna dikkat çekerek, bu hastalıkla yaşamak zorunda olunmadığının altını çiziyor. Prof. Dr. Bülent Menteş hemoroid ile ilgili merak edilenlere yanıt verdi.

Hemoroidler iç ve dış olarak ikiye ayrılıyor
İç hemoroidlerin klasik belirtisi,  tuvalete çıkma sırasında kanamadır. Belirgin bir ağrı olmaz. Kanamayla birlikte şiddetli ağrı olduğunda hemoroid dışında veya hemoroide eşlik eden başka bir hastalığın da (anal çatlak gibi) olduğundan şüphelenmek gerekir. İleri vakalarda dışa çıkan kitleler (memeler) ve anal ıslaklık hissi ya da rahatsızlık hissi oluşacaktır. Dış hemoroidler ise pıhtı biriktirip (tromboze olup) ani olarak şişerler ve şiddetli ağrıya sebep olurlar.

Hemoroid genellikle 20 ve 40’lı yaşlarda görülüyor
Çocukluk çağı dâhil her yaş grubunda rastlanmakla birlikte, hemoroid hastalığının yoğunlaştığı yaş grubu 20-40 yaş arası genç erişkinlerdir. Bunun olası sebepleri; askerlik, evlilik, yer değiştirme gibi olgular nedeniyle yemek yeme ve tuvalete çıkma alışkanlıklarındaki değişikliklerin bu yaş grubunda yoğunlaşması,  yine hemoroidal hastalığı provoke edebilen hamilelik ve doğum olgusunun bu yaş grubuna denk gelmesidir.

Posalı yiyecekler tercih edilmeli
Hemoroid gelişiminin yanlış, düzensiz dışkılama ve ıkınmayla ilgili olduğunu biliniyor. Bu durum da temelde beslenmeyle ilişkili.  Bazı araştırmalar yüksek posalı hemoroid tedavisinde etkili olduğunu gösteriyor. Sağlıklı bir barsak fonksiyonu için örneğin sabah meyve salatası, zeytinyağı ve kepek ekmeği, öğlen sebze yemeği ve yoğurt, akşam yemeğinde büyük bir tabak zeytinyağlı, marul salatası ve gece de küçük bir kase dolusu kabak çekirdeği yenmesi ve bol su içmek büyük önem taşıyor. Günde 15-20 g lif alınması ise kilit nokta. Bazı durumlarda artırılması gerekirse çorbaya veya yoğurda 1-2 kaşık kepek ekleyerek bunu sağlamak mümkün. Ancak aniden çok fazla posa alımına geçmek fayda yerine zarar getiriyor. Karın ağrısı ve aşırı gaz oluşumu sorunlarını ortaya çıkarabiliyor.

İleri evrede ameliyat şart
Hemoroid tedavisini hemoroidin tipi ve evresine göre kararlaştırmak gerekir. Dış hemoroidlerin tanınmaları ve tedavileri iç hemoroidlere göre daha kolay ve basittir. Dış hemoroidlere sorun yaratmadıkları sürece müdahale edilmez, sıkıntı yarattıklarında (pıhtı birikmesi, şişme, ağrı,vs) ise basitçe çıkarılmaları gerekebilir. Daha yaygın olan iç hemoroidler ise anal kanal içindeki damardan zengin yastıkçıkların sarkmaları, şişmeleri ve kanamaları ile ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla tedavinin temelini bu sarkma ve kanamayı engellemek ya da ortadan kaldırmak oluşturmalıdır. Erken evre iç hemoroidlerde posalı diyet ile rahat dışkılamanın sağlanması, sıcak su banyoları ve alevli dönemde bazı ağızdan alınan ilaçların kullanılması genelde yeterli olmaktadır. Evre 2 ve 3 hemoroidlerde bu tedbirlere ek olarak köklerin bantlanması, lazer ve kurutucu madde injeksiyonu gibi yöntemler uygulanıyor. Yöntemler doğru uygulandığında ağrısız, yatış gerektirmeyen ve çok kısa işlemlerdir ve sarkan hemoroid köklerinin tekrar yerlerine oturtulmasını hedefler. Evre 4 yani en ileri evrede hemoroidlerin genellikle cerrahi olarak çıkartılmaları gerekmektedir.

Hemoroid deyip geçmeyin!
Hemoroid hastalığıyla barsak kanserlerinin geliştiği doku tipi ve mekanizması birbirinden tamamen farklıdır bu nedenle hemoroidin kansere dönüşmesi mümkün değildir. Özellikle hemoroidi olan kişilerde altta bir tümörün olabileceği her zaman akılda tutulmalıdır. Bu nedenle, ileri yaşta hastalarda hemoroid gelişmesi durumunda, altta yatabilecek başka bir patoloji açısından daha uyanık olunması gerekecektir. Hatırlanması gereken en önemli husus, bazı vakalarda hemoroidin aysbergin suyun üstündeki kısmı olabileceği, yani altta yatan barsak fıtığı, barsak kanseri gibi daha önemli hastalıkların atlanmaması ve hemoroid denilerek geçiştirilmemesi gerektiğidir.

 Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Prof Dr. Bülent Menteş'e bu aydınlatıcı yazı için teşekkür ederiz.
Devamını Oku »

26 Ocak 2015

Look At Me İle Otizmli Çocuklara Destek

26 Ocak 2015
Samsung, Look At Me Uygulamasıyla Otizmli Çocukların Yanında 
Samsung, otizmli bireylerin hayatlarını iyileştirmek amacıyla geliştirdiği yeni uygulaması Look At Me’yi tanıttı. Gerçekleştirilen klinik araştırmaya göre, uygulama yardımıyla otizmli çocukların göz teması kurma becerisinde, yüzde 60 oranında gelişme görüldü. 
İstanbul, 26 Ocak 2015 – Samsung Electronics tarafından hayata geçirilen “Look At Me” uygulaması, otizmli çocukların iletişim becerilerini geliştirerek, çevreleri ile daha sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Uygulamanın Çıkış Noktası
Otizmli çocukların çoğunun insanlarla göz teması kurmakta ve bu teması sürdürmekte zorlandıkları biliniyor. Bu da çocuklar büyüdükçe, sosyal yaşamlarını etkileyebilecek olan bir sorun olarak öne çıkıyor. Yapılan araştırmalar, otizmli çocukların akıllı cihazlarla etkileşimden hoşlandıklarını ortaya koyuyor. Samsung bu amaçla; Seul Ulusal Üniversitesi ve Yonsei Üniversitesi’nden doktor ve profesörlerle işbirliği yaparak, “Look At Me” uygulamasını geliştirdi. Uygulamanın gelişim sürecinde, 20 çocuk üzerinde 8 hafta boyunca süren ortak bir klinik çalışma gerçekleştirdi.

Nasıl Çalışıyor?
Uygulamayı kullanan çocuklar, cihazın kamera fonksiyonu aracılığıyla karşılarındaki kişinin duygu durumunu anlayabiliyor ve yüzleri hatırlayabiliyorlar. Yedi farklı eğlenceli ve etkileşimli görev, çocukların ilgisini canlı tutarken, uygulamaya yerleştirilen ödül-puan sistemi ile sesli ve görsel efektler, çocukların motivasyonunu artırıyor. Her bir görev, gün içinde yaklaşık 15-20 dakikada tamamlanabiliyor.
Samsung Kurumsal Vatandaşlık Grubu Başkan Yardımcısı Chung Lyong Lee uygulamayı değerlendirirken;“Dünyada 60 milyondan fazla insan otizm tanısı almış durumda ve onlara gerekli tedaviyi sağlayacak yeterli sayıda hastane ve tesis yok. Tedavi masrafları çok yüksek ve otizm tedavisi için bekleme süreleri de genellikle çok uzun. Otizmli çocukların teknolojiyle iyi etkileşim kurabildiklerini biliyorduk; bu nedenle bu çocuklarda iletişim becerilerini geliştirmek için onlara nasıl destek olabiliriz diye düşündük. ‘Look At Me’ kolay, eğlenceli ve oyuna benzeyen bir uygulama. Bu uygulamanın kullanımı sırasında, anne babalar çocuklarını daha fazla göz teması kurmaya ve yüz ifadelerinden insanların duygularını anlamaya alıştırabilirler. ‘Look At Me’ ile çocukların yaşamlarını iyileştirme yolunda küçük de olsa bir katkımız olmasını ümit ediyoruz” dedi.

Yonsei Üniversitesi’nden Profesör Kyong-Mee Chung da uygulamayla ilgili olarak; “Araştırmaya dâhil edilen çocukların yüzde 60’ı göz teması konusunda iyileşme kaydetti. Ayrıca duyguları belirten yüz ifadelerini daha kolay anlamaya başladılar. Bu uygulama sayesinde otizmli çocuklar; mutluluk, şaşkınlık ve korku gibi farklı duygulara ilişkin algı ve ifadelerini geliştirme fırsatını bulacaklar” dedi.
“Look At Me” uygulamasının esin kaynağı, heyecan verici işler yapmak için Samsung ürünlerini kullanan insanlardan ilham alan Launching People (Hayalinin Peşinden Git) kampanyası oldu. “Look At Me”, Seul Ulusal Üniversitesi Bundag Hastanesi’nden Profesör Hee-Jeong Yoo, Yonsei Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Profesör Kyong-Mee Chung ve Sang-Chul Chong ile yapılan işbirliği sonucunda geliştirildi.

Galaxy S5, Galaxy S4, Galaxy S3, Galaxy Note 4, Galaxy Note 3, Galaxy Note 2, Galaxy Zoom 2, Galaxy Zoom ve Galaxy Tab S model akıllı cihazları için optimize edilen uygulama; Google Play’den indirilebiliyor.
Daha fazla bilgi için: www.samsung.com/sec/lookatme  
Uygulama videoları:      http://youtu.be/99TL3hGPw5I    (Kısa versiyon)
http://youtu.be/vNr1kS1ksP8    (Uzun versiyon)
Devamını Oku »

2014 Yılının İn ve Out'ları

Hazır meyveli yoğurtlar, sirkeli su, patates cipsi, şeker ilave edilmiş meyveler genel olarak geçtiğimiz yılın favori besinleriyken, 2015 yılında bunların yerini ev yapımı meyveli yoğurt, aromalı sular, nohut çerezi ve fırınlanmış meyveler alıyor. Yağ akıcı, ödem atıcı, tok tutucu etkisi ile kinoa, avokado ve ananas ise 2014 yılında kadınların favorisi oldu. Erkeklerin tercih ettikleri besinler ise fıstık ezmesi, pop-corn, kefir. Chia tohumu, hindistan cevizi suyu, badem sütü, amarant ise 2015 yılının star besinleri olacak.


Hazır meyveli yoğurtlar (104 kalori) OUT, Ev Yapımı Meyveli Yoğurt (70 kalori) İN

Sirkeli Su (0 kalori) OUT, Aromalı Sular (0 kalori) İN

Patates Cipsi (400 kalori) OUT, Nohut Çerezi (225 kalori) İN

Şeker ilave edilmiş Kuru Meyveler (300 kalori) OUT, Fırınlanmış Meyveler (50 kalori) İN

2014 yılında KADINLAR en çok neyi sevdi?

KİNOA
Kinoa 100 gramda 4.4 gram protein içeriğiyle, vücudun kendini onarması ve gelişmesi için gereken ancak kendi başına üretemediği 9 temel amino asite sahiptir. Bu sebeple kinoa ‘mükemmel protein kaynağı’ olarak adlandırılır. Bulgur ve pirincin en iyi alternatifi olan kinoa, beslenme programlarında bulgur/pirinç ölçüsü kadar kullanılabilir. Çorbaya eklenebileceği gibi, yemeklerin yanına garnitüre olarak ya da salataya ilave edilir. Özellikle kinoalı kısır diyettekiler için çok lezzetli bir seçenektir.
AVOKADO
Avokado, bereket meyvesi olarak da bilinmektedir. Avokado C, E ve B6 vitaminleri ile potasyum, lutein ve lifin iyi bir kaynağıdır. Demir, magnezyum ve folat oranı da gayet iyidir. Yüksek kalori içeren avokadodaki enerjinin %85’i yağdan gelmektedir. Doymamış yağ asitlerinden zengin olan avokado da muzdan daha fazla potasyum vardır. B, E ve K vitaminleri ile çözünür ve çözünmez lif almakta mümkündür. Avokadonun 1/4 ‘ü, bir tatlı kaşığı yağ eşdeğer olarak düşünülebilir. Özellikle salata ve sandviçlerde kullanılabilir. Izgara et/tavuk veya ızgara sebzelerin yanında dip sos yapılıp tüketilebilir.
ANANAS
Ananas,  içeriğindeki ‘Bromelain’ enzimi ile ödem atımına yardımcı olan özellikle kadınlar için süper bir meyvedir. C vitaminin iyi bir kaynağı olmasının yanı sıra lif oranı da iyidir. Bromelain dokularda meydana gelen ödem ve inflamasyon sonucu ortaya çıkan artrit, sinüzit, gut hastalığı, bademcik iltihabı ya da yaralanma ve burkulmaların iyileşmesine yardımcı olur. Diyet yapanlar için de çok uygun ve yoğun tatlı tadına sahip lezzetli bir meyvedir. Ara öğün olarak tercih edilebileceği gibi sabah kahvaltı da ve salatalarda da tüketilebilir. 1 dilim taze ananas 41 kalori içerir ve günlük C vitamini ihtiyacının  %25’ini karşılar.

2015 yılının Starı olacak besinler neler?

Chia Tohumu
Chia tohumu, adını maya dilinde "güç" anlamına gelen kelimeden almıştır ve 2015 starı olacak besinlerin başında gelmektedir. tatlı kaşığı chia tohumu, 1 kase yulaf kadar lif  içermektedir ve günlük önerilen lif ihtiyacınızın %42’ sini karşılar. Ortalama 2 yemek kaşığı chia 139 kalori, 4 gram protein, 9 gram yağ, 12 gr karbonhidrat bulunur. Chia tohumu, demir, kalsiyum, Omega 3 ve Omega 6 açısından zengindir.Somondan daha fazla omega 3 yağ asidi içerir. Omega 3,6 esansiyel yağ asitleri mutlaka günlük beslenme de yer almalıdır çünkü EFA'lar (esansiyel yağ asitleri) yeni hücreler oluşturmak ve vücudun çeşitli işleyişlerini düzenlemekle görevlidir. 1 tatlı kaşığını chia tohumu, yağsız süte oranla 3 kat daha fazla kalsiyum içermektedir. Yulaf, yoğurt ve meyve karışımlarına ekleyerek yada akşamdan süt ile birlikte bekletip şişirilerek tüketilebilir.
Hindistan cevizi suyu
Hindistan cevizinin kırılarak içerisinden çıkarılan Hindistan cevizi suyu, hem çok lezzetli, hem de çok sağlıklı bir içecektir. Hindistan cevizi suyu doğal şeker, protein, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller içermektedir. Tek bir Hindistan cevizinin suyu vücudun günlük gereksinimi olan C vitaminini  karşılar. B grubu vitaminleri ve ayrıca sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, fosfor, sülfür ve klor içerir. Düşük kalorili olduğu için kilo problemi olanlar için iyi bir içecektir. Bir bardak Hindistan cevizi suyu sadece 46 kaloridir. Hafif içeriği sayesinde son dönemlerde spor içeceği olarak oldukça popüler hale gelmiştir. Ara öğünlerde, tatlı isteğiniz pik yaptığında ve spor sonrası tercih edebilirsiniz.
Badem Sütü
Badem sütü, vejetaryen, inek sütünün tadını sevmeyen veya intoleransı olan bireyler tarafından sıklıkla tercih edilmeye başlayan bir süt çeşidi özellikle 2015 de yıldızı daha da parlayacak gibi gözüküyor. Bir bardak badem sütü sadece 40 kaloridir. Yüksek protein içeriğine sahiptir ve kemik sağlığınızın korunmasına da yardımcı olur. İçerdiği E vitaminiyle hücre zarının korur ve cildi güzelleştirir, selenyum içeriğiyle de hem bağışıklığınızı güçlendiriyor hem de tiroit metabolizmanızın sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı olur.
Amarant
Kinoanın tahtını sallayan Amarant, yüksek protein içerikli bir tahıldır. Kinoa'ya benzer besin değerleri vardır. Pek çok tahılda mevcut olmayan lizin aminoasidini içermesi, amarant'a "tam protein" kaynağı özelliğini kazandırır. Lif içeriği sayesinde bağırsaklara oldukça faydalıdır. Kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterir. Aynı zamanda kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, B2 vitamini, folik asit, fosfor, potasyum ve çinko açısından da zengindir. Haşlayarak salatalara, çorbalara veya dolmalarda kullanılabilir.

Devamını Oku »

23 Ocak 2015

Evdeki Kötü Kokuları Önleyebilirsiniz

23 Ocak 2015
Merhabalar herkese bilindiği üzere bir çok evde sorundur kötü kokular.Benim evimde de başlıca sorunlardan.
Nedeni ise bana göre en çok mutfakta pişen yemeklerimizden kaynaklı çünkü benim mutfağım amerikan mutfak ve ne kadar havalandırma açık yemek yapsak da odamızın içi yemek kokularıyla doluyor.Bu sıkıntıyı en çok balık yaparken daha çok hissediyoruz.Ben hafta sonu genel temizlik yaptığım zamanlarda kışın özellikle tüm odaları en az 1 saat havalandırıyorum,tabi bu havalandırma işlemini çocukları odadan odaya göndererek yapıyorum.Her ne kadar ev soğumasın dersek de bu gerekli odaların havalanması en önemli şeylerden biri benim için.
Febreze Freshelle boğucu ve kötü kokuları yok eder ve hafif ve ferah kokularla evinize her gün ferahlık ve yenilik hissi katar. Pencerenizi açıp ferah bir nefes almanın o tatlı hissini anında duyarsınız. Eşsiz bir teknoloji: Pis kokulu molekülleri yalnızca maskelemek yerine onları yakalayıp nötrleyen patentli teknoloji sayesinde kötü kokular yok olur. Özel tetikleme sistemiyle uzun süren hoş kokulardan oluşan hafif bir buğu yayar

Yemek yaptığımızda kalan kokuları ise febreze ile önlemeye çalışıyorum.Bu anlamda işe yarıyor ben febreze yi odalara perdelere sıktıktan sonra yine havalandırıyorum,çünkü benim kızımın alerjik rahatsızlığı var ve kokuya karşı da çok hassas ama evde küçük çocuklarınız yok ise hergün düzenli olarak kullanabilirsiniz ağır ve rahatsız edici bir kokusu yok kötü kokuları yok ettiği gibi ferah bir ortam da sunuyor bizlere.
Sadece evimiz için değil arabamız ve tüm ihtiyaç duyduğumuz yerler içinde kullanabiliriz.
Febreze hava ferahlatıcı ürününü denemenizi ben tavsiye ediyorum,tabiki seçim sizin.
Kullananlarında yorumlarını bekliyoruz.Etiketlerden #yetisfebreze yazarsanız daha kolay ulaşabiliriz deneyimlerinize.
Sevgiler...
Devamını Oku »

Sevgilinizi 21 Günden Çok Yanlız Bırakmayın...

“Sanal aşklar” ilişki düşmanı
-Uzmanlar internet aracılığıyla kurulan duygusal ilişkilerin
“sağlıklı ilişki” kavramına zarar verdiğini ifade ediyor
-HelpA Akademi kurucusu Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan:

“Sevgilinizden 21 günden fazla uzak kalmayın”
“İki bireyin birbiriyle temasta olma haline ‘ilişki’ denirken, uzaktan yürütülmeye çalışılan
duygusal bağ ‘ilişik’ten öteye geçememekte”
Devamını Oku »

22 Ocak 2015

LR Health & Beauty ünlü aktör Bruce Willis ile sözleşmesini uzattı

22 Ocak 2015




LR Health & Beauty ünlü aktör Bruce Willis ile sözleşmesini uzattı
Avrupa’nın önde gelen doğrudan satış şirketi LR Health & Beauty, dünyaca ünlü Hollywood yıldızı Bruce Willis ile sözleşmesini uzatma kararı alarak dört senelik anlaşma imzaladı.

Alman kozmetik devi LR Health & Beauty yoğun istek üzerine marka yüzü Bruce Willis ile anlaşmasını üçüncü kez uzatma kararı alarak, 2019 yılına kadar işbirliğini devam ettirme kararı aldı.
LR Türkiye Genel Müdürü Ömer Barış Turan konuyla ilgili açıklamasında “Dünya çapındaki en başarılı ve en çok sevilen aktörlerden biri olan Bruce Willis ile bugüne kadar üç farklı koku tasarladık ve çok başarılı kampanyalara imza attık. LR Health & Beauty olarak anlaşmamızı 2019 yılına kadar uzatma kararı aldık. Bu durum bizi oldukça heyecanlandırıyor. Ünlü aktör şişe tasarımından kokunun oluşumuna kadar çalışmanın her aşamasında bizimle beraberdi. Çok yönlü ve disiplinli kişiliğiyle kendisiyle çalışmaktan dolayı çok mutluyuz” dedi.
Ünlü aktör Bruce Willis LR Health & Beauty ile anlaşmasının 2019’a uzatılarak imzalanmasıyla ilgili memnuniyetini dile getirirken “Çok profesyonel bir LR ekibiyle çalıştım. Projenin her aşamasında büyük bir titizlikle çalışarak, tüm dileklerimi ve taleplerimi başarıyla karşıladılar. Karakterime uygun tasarladıkları kaliteli erkek ve kadın kokularıyla gurur duyuyorum” açıklamasında bulundu.
Avrupa’nın en başarılı doğrudan satış şirketlerinden LR Health & Beauty’nin, Bruce Willis’in kendi adını taşıyan Bruce Willis, Personal Edition ve eşi Emma-Heming Willis için tasarladığı aşk kokusu Lovingly olmak üzere 3 farklı serisi bulunuyor.
Daha fazla bilgi almak için: www.lrworld.com/healthandbeauty
LR Instagram: @LRTURKEY - #lrturkey

LR Health&Beauty Hakkında
LR Health&Beauty; vücut bakımı ve güzellik ürünleriyle, 1985’ten bu yana faaliyet gösteren Almanya'nın önde gelen doğrudan satış firmasıdır. Dünya çapında 30 ülkede faaliyet gösteren LR, bünyesinde bulundurduğu 1.000’den fazla çalışanı, yaklaşık 300.000 kayıtlı iş ortağı ve müşterisiyle global sektörün önde gelen oyuncularındandır. Yenilikçi ve kaliteye önem veren kurum anlayışıyla LR, yaptığı 1 milyon Euro yatırımla, Avrupa’nın en modern AR-GE tesisine sahiptir. Dünyanın en büyük AloeVera üreticisi olan LR’ın ürünleri IASC (International AloeVeraScienceCouncil) ve INSTITUT FRENSENIUS kalite sertifikalarına sahiptir. LR’ın ünlülerin de dahil olduğu özel Eau de Parfum serisi DERMATEST onayı ve dünya çapında 40 milyonun üzerinde satış rakamıyla kalitesini ispatlamıştır. Alman kalitesindeki ürünleri, benzersiz otomobil konsepti,satış ortakları için mesleki eğitim ve hizmetleri, adil ve şeffaf pazarlama planlarının yanı sıra Bruce Willis, KarolinaKurkova, Heidi Klum, EmmaHeming-Willis, MarcusSchenkenberg ve RalfMoeller gibi ünlülerle yürüttüğü işbirlikleri LR’ın başarı faktörleri arasındadır. LR, operasyonel süreçleri uygulamaya koyarken otomobil konsepti kapsamında Porsche, Mercedes ve Volkswagen ile işbirliği yapmaktadır. LR bünyesinde 2006 yılında kamuya hizmet etmek amacıyla LR Global Kids Fund kurulmuştur. LR, Avrupa Doğrudan Satış Derneği(SELDIA) ve Türkiye Doğrudan Satış Derneği üyesidir. Daha fazla bilgi için http://www.lrworld.com/tr/ adresini ziyaret ediniz.
Devamını Oku »