31 Mayıs 2016

Oruç tutarken dişler fırçalanabilir mi?

31 Mayıs 2016
2016 Ramazan ayı 5 Haziran gecesi başlayacaktır.En önemli konulardan biri de diş bakımıdır.
Oruçluyken ağız kokusu nasıl önlenebilir?
Ağız kokusu, yalnızca diş çürüklerinden meydana gelmez. En büyük sebebi diş eti iltihabıdır. Ayrıca protezler de ağız kokusu yapabilir. Diğer taraftan bronşlar ve mideyle ilgili kokular da meydana gelebilir. Bilhassa, daha önce yediğimiz gıdalar ve midenin boş olması, koku olasılığını artırır. Geniz eti akıntıları da koku yapabilir. Ağız bakımı özellikle sahurda yeterince iyi yapılmadığında koku daha da artabilir. Ağız spreyleri oruçluyken de rahatlıkla kullanılabilir, kokuyu gideren ağız gargaraları ise yutmamak kaydıyla gün içinde birkaç kez tekrarlanabilir. Ayrıca tükürük salgısını arttırıcı tedbirler bu kokuyu baskılar. Ramazandan önce de kişiler diş bakımı yaptırırsa böyle bir sorunla karşılaşmaz.
Oruçluyken ağız kokusu nasıl önlenebilir?



ÇÜRÜKLER ARTAR
Ramazan ayı, çürük oluşumunu tetikler mi?
Evet, özellikle iftarda ve sahurda yenilen yemeklerden sonra ağızdaki dengeler tamamen bozulur, asit oranı artar. Dolayısıyla bakteri çoğalması için uygun ortam oluyor. Yemek yenildikten sonra hemen yatıldığı için ağız içi harareti artar, daha çok bakteri üreyebilir. Bu dönemde dikkat edilmezse, diş çürükleri artar.

BANYO YAPMAKTAN FARKI YOK!
Oruç tutarken dişler fırçalanabilir mi?
Yemekten sonraki 30 dakika içinde bakteriler dişte çürüme yapmaya başladığından sahurda mutlaka dişler fırçalanmalı. Ancak unutulması halinde gün içerisinde de fırçalanabilir. Oruçluyken diş fırçalamanın aslında hiçbir mahsuru olmadığı, din adamları tarafından da defalarca onaylandı. Diş fırçalamak vücudu besleyen bir durum olmadığı için oruçluyken de diş macununu yutmamak kaydıyla diş fırçalamanın bir mahsuru yok. Diş macunu da, ağız suyu da oruçluyken rahatlıkla kullanılabilir. Banyo yapmanın nasıl oruç için bir mahsuru yoksa diş fırçalamak da aynı mantığı taşıyor.

EN BASİTİ TUZLU SUYLA GARGARA
Ramazan’da ağız bakımı nasıl yapılmalı?
İftardan ve sahurdan sonra dişlerin daha özenle fırçalanması gerekir. Bir ay boyunca dilaltı ve diş eti bölgelerinin iyice temizlenmesini, bir de ağız antiseptiği kullanılmasını özellikle öneriyoruz. En basiti; tuzlu suyla gargara yapmaktır, daha etkili olan anti bakteriyel gargara ya da ağız spreyi gibi ürünler de kullanılabilir.
Devamını Oku »

30 Mayıs 2016

GÜNEŞ KORUMA FAKTÖRÜ EN FAZLA KAÇ OLMALI?

30 Mayıs 2016
Yaz geldi ve artık hepimiz cildimizi nasıl koruruz bu güneşin zararlı ışınlarından diye düşünmeye başladık,şunu unutmamak gerekiyor ki, SPF'deki rakam korunma süresini anlatıyor. Yani 50 faktör 30 faktöre göre daha iyi korumuyor, sadece koruma süresini uzatıyor. Hatta rakam vermek gerekirse; SPF15 UVB ışınlarını %94, SPF30 %97, SPF50 %98 oranında bloke ediyor.
İnternet'te çok fazla yazı var. Epey bir okudum, en basit ve anlaşılır alttaki yazı geldi. Bence fazlasıyla kafa kurcalamaya da gerek yok...
LR güneş koruma ürünleri

GÜNLÜK KORUMA İÇİN 30 SPF YETERLİ
Güneşten gelen ışınların tüm cilt tipleri için zararlı ve kanserojen olduğunu artık kesin olarak biliyoruz. Bu yüzden herkes günlük hayatında bile yüksek faktörlü güneş koruyucular kullanmalı. Amerikan Dermatoloji Akademisi, güneşten korunmak için SPF’si 30 olan bir güneş kreminin günlük kullanımda yeterli olduğunu söylüyor. Çünkü SPF 30 demek, güneş korumasız birine göre güneşin etkilerinden 30 kat daha fazla korunmak demek.
Güneş kremsiz biri, bir dakikada yanıyorsa, SPF 30 süren biri 30 dakika boyunca güneşten korunuyor, yanmıyor. Tatile çıkarken de yanınıza SPF’si minimum 30 olan bir güneş kremi almalısınız.
Peki ya outdoor spor yapanlar?
SPF 30 elbette güneş altında çalışanlar/spor yapanlar için yetersiz kalabilir. Özellikle outdoor sporla ilgilenenler güneşe karşı daha uzun süre kalkan oluşturan SPF 50 güneş kremlerini kullanmalılar.
Dermatologlar, en yüksek koruma için SPF 50’nin yeterli olduğunu söylüyorlar. 50’den yukarısı ile 50 arasında fark görülmüyor. Kısaca, güneş kreminizin SPF 30 ile SPF 50 arası olması yeterli.
Güneş lekelenmeleri,doğum lekeleri ile tedavi görenler ise yaz ve kış fark etmeksizin mutlaka güneş kremi kullanmak zorundasınız ki ben günlük hayatımda sıkça kullanırım.
Devamını Oku »

27 Mayıs 2016

Dışarda Oyun Var

27 Mayıs 2016
DÜNYA OYUN OYNAMA GÜNÜ’NDE
BÜTÜN İSTANBUL BEŞİKTAŞ’TA OYNUYOR
OMO İLE OYUN SOKAKLARA TAŞINIYOR!

OMO, 28 Mayıs Dünya Oyun Oynama Günü’nde küçük büyük herkesi sokaklara davet ediyor. Son kampanyasında “Bırakın Çıksın, Özgürce Oynasın” sloganı ile dışarıda oyun oynamanın çocuk gelişimindeki önemini vurgulayan OMO, yaptığı etkinliklerle de ebeveynlere bu yönde rehber olmaya devam ediyor.

Türkiye’de, Marmara Üniversitesi tarafından 2010 yılında başlatılan
“Dünya Oyun Oynama Günü’nün” 2016 yılı teması “Oyun Oynamak İçin Özgürlük Veriyoruz: Çocuk Dostu İstanbul” olarak belirlendi. Bu temaya uygun olarak OMO 28 Mayıs Dünya Oyun Oynama Günü’nde de Beşiktaş Belediyesi işbirliği ile Beşiktaş Abbasağa Parkı’nı ve Kuruçeşme, Ortaköy, Bebek, Arnavutköy semtlerinde çeşitli sokakları oyun alanına çeviriyor. Çöp kutuları basket potalarına, banklar tahterevallilere, sokaklar seksek alanlarına dönüyor, salıncaklardan müzik sesleri yükseliyor.

28 Mayıs Cumartesi günü hem çocukları hem de ebeveynleri farklı sürprizler bekliyor.

Kirlenmek Güzeldir felsefesinden yola çıkarak, çocukların geleceğe daha iyi hazırlanması için açık hava oyunları ve deneyimleyerek öğrenmenin önemini vurgulayan OMO, “Bırakın Çıksın, Özgürce Oynasın” mottosunu her fırsatta ebeveynlere ilham verecek bir etkinliğe çeviriyor. 28 Mayıs Dünya Oyun Oynama Günü’nde, Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle Beşiktaş Abbasağa Parkı’nı ve Beşiktaş’ın Kuruçeşme, Ortaköy, Bebek, Arnavutköy semtlerini oyun alanına çeviren OMO, küçük büyük demeden herkesi saat 11:00 – 19:00 arası Beşiktaş’taki bu etkinliklere davet ediyor.

Devamını Oku »

26 Mayıs 2016

Küçükyalı Sevgi Evleri Çocuk Yuvasında Sevgi Dolu Bir Kahvaltıdaydık

26 Mayıs 2016
Bu güne kadar bir çok yazı paylaştım sizlerle bu tam 600. yazım ama bu yazımın önemi çok büyük çünkü,
Küçükyalı Sevgi Evleri Çocuk Yuvasında Sevgi Dolu Bir Kahvaltıdaydık 

Okuyacağınız bu yazının ana teması çocuklarımız ve sevgi.
Korunmaya sevgiye muhtaç çocukların bedenen, ruhen, ahlaken ve fikren olumlu gelişmeleri için maddi ve manevi destek sağlanması, güvenlik duygularının aşılanması, anne sevgisi ve aile anlayışı içinde kimsesiz çocukların barındırılması ve eğitilmesi, korunmaya muhtaç çocukların sorunlarının çözümlenmesinde sevgi evleri büyük katkı sağlamakta.Onları gelecek kaygısından arındırmak, hayat kalitelerini arttırmak, toplum sağlığını korumak, sosyal yaşam ve dayanışmayı sağlamak, gelecek nesillere ve genç kuşaklara örnek olabilmek için millet olarak hepimizin vereceği desteğe ihtiyaçları var.
Her çocuk anne ve babaya sahip olma ve yaşanabilir bir ev ortamında yetişme hakkına sahiptir. Ancak çeşitli sebeplerle çocuk bu haklarından mahrum olduğunda ve yakın akrabalar tarafından sahiplenilmemesi durumunda bakımını ve en iyi şekilde yetiştirilmesinin koşullarını devletler yerine getirir ve kanunlarla bu ilişkiler düzenlenir.Elbette ki devletin sahiplenmesi onlara güzel bir gelecek kurmak adına sunduğu imkanlar çok önemli ama yeterli mi?
Bireysel olarak bizlere düşen manen ve vicdanen sorumluluklarımızı da unutmamak gerekiyor.
Sevgiyle büyüyen çocuklar yarının başarılı kendi ayakları üzerinde sağlam duran sağlıklı toplum demek.
Bu amaçtan yola çıkarak, bizimde üzerimize düşen görevlerin farkındalığında olarak 14 Mayıs Cumartesi günü blogger arkadaşlarımızla birlikte yaklaşık 2 aydır üzerinde çalıştığımız güzel bir günü birlikte organize ettik.
Yola çıkış amacımız günlük hayatın koşuşturması telaşı içerisinde hep içimizi burkan, bugün yarın dediğimiz ve ertelediğimiz sevgiye ilgiye muhtaç çocuklarımızla birlikte biraz zaman geçirebilmekti. Biraz zaman deyince o biraz kelimesi aslında şiddetle devamının gelmesi gereken bir gerçeklik.
Plan aşamasında İstanbul da bir çok çocuk yuvası,sevgi evleriyle iletişime geçtik.Yasal prosüdürler alınması gereken izinler derken en rahat ulaşabildiğimiz ve bizlerin isteklerine daha hızlı yanıt veren Küçükyalı Sevgi Evleri Çocuk Yuvasıyla bağlantı kurduk.

Asıl amacımız elbette onlara eksikliklerini duydukları sevgiyi verebimek için abla yada abi olmaktı.Bunun yanı sıra her ne kadar tüm ihtiyaçları devletimiz tarafından karşılansa da eksikleri elbette vardı ve bunları temin edip karşılayabilmekti.Bu düşünceyle sosyal medya hesaplarımızdan ve bloglarımız aracılığıyla duyurularımızı yaptık.Belirlenen ihtiyaçlara göre değerli firmalarla iletişim kurarak bu projemiz hakkında bilgi vererek onların desteğini istedik.
O kadar duyarlı bir milletiz ki, bizim bu talebimize bir çok ulaştığımız firma hiç tereddütsüz yanımızda ve destek olacaklarını belirttiler.Buda bizi çok mutlu etti.Sadece firmalar değil elbette bireysel destek veren bir çok gönüllü dostumuz da arkadaşlarımız da oldu.Karınca kararınca ihtiyaçlar konusunda herkes elini uzattı.Hem firmalarımıza hemde bireysel olarak bize destek veren dostlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz.
İhtiyaçlar konusunda belirlediğimiz eksikler destek olan firma ve gönüllülerimizden gelenler 14 Mayıs gününden önce kurumumuza ulaştı ve teslim edildi.
Cumartesi günü çocuklarımızla kahvaltı için evlerimizde hazırladığımız yiyeceklerimizi içeceklerimizi alarak kuruma ulaştık.
İsterseniz kısaca Küçükyalı Sevgi Evleri Çocuk Yuvası hakkında bilgi vereyim sizlere.
9-13 yaş arası erkek çocuklarının ikamet ettiği yuva daire şeklinde bir birinden bağımsız farklı binalardan oluşuyor.Her binada daire şeklinde düzenlenmiş katlar var.Her dairede yaklaşık 6 çocuk ve gece gündüz değişmeli olarak çocukların yemek bakım gibi tüm ihtiyaçlarını karşılayan özel eğitimli anneler var ve bu çocuklar annelerinden uzak olduğundan dolayı onlar ile ilgilenen özel eğitimli annelere ANNE diyorlar ve o ANNELER de çocuklara yavrum,evladım.
Blogger dostlarımızla Küçükyalı Sevgi Evleri Çocuk Yuvası ziyaretimiz
Daireden içeriye girdiğinizde çocukların sayısına göre yatakları gardolapları ortak kullanıma açık bilgisayar odaları,ders çalışmak ve dinlenmek için oturma odaları hatta spor yapabilmeleri için ev tipi spor aletleri, banyo ve mutfakları bulunuyor.İlk bakışta bir evde bulunması gereken her şey ziyadesiyle mevcut.Ama hani ev denince aile gelir ya akla, ya gerçek anne baba işte bunlardan mahrumlar.:(;(
O gün her daireye bir kişi olacak şekilde yerimizi aldık.Sorumlu annelerle birlikte firmalarımızdan gelen ve bizim götürdüğümüz kahvaltılıklarla masalarımızı hazırladık.





Blogger dostlarımızla Küçükyalı Sevgi Evleri Çocuk Yuvası ziyaretimiz
Merakla bizleri izleyen çocukların bakışlarını görmenizi o duyguyu hissetmenizi isterdim.İnanın tarif edecek cümleleri şuan kuramıyorum bile.Kahvaltıları kurumda bulunan özel odalara paylaştırırken çocuklar camdan bize sesleniyorlar dı haydi bize gelin diye.Kahvaltı esnasında tek tek her çocukla iletişim kurmaya çalıştık.Kimi kendini kolay açıp sizinle sarmaş dolaş oluyor kimi daha çekimser daha kapalı iletişim zorluğu çekiyor.Bana göre bunun nedeni terkedilmişlik sendromu,çünkü çocuklar hep herkes beni terk edecek korkusu yaşıyorlar.
Kahvaltı boyunca çok duygu dolu anlar yaşayarak gözlerimin defalarca dolmasına rağmen bunu onlara belli etmeme çabam benim için gerçekten çok güçtü.Kahvaltımız sonrası sohbet esnasında ''şuan en çok neye sahip olmak isterdiniz?'' diye sordum..Bir çoğundan aynı cümleyi duymak aslında beni şaşırtmadı.Teknoloji çağındayız, biz büyükler bile bağımlısı olmuşken çok daha çabuk adapte olan çocukların bu yönde taleplerinin olması gayet normal sanırım.Kendilerine ait birer tabletlerinin olmasını istediler.Bir çocuğumuz dedesini aramak için telefon,diğer bir çocuğumuz da arkadaşlarıyla oynayabilmek için playstation ve oyun konsolu istedi.
Evime gitmek istiyorum cümlesini duymayı beklerken ben, bu istekler de bulunmaları bana şunu düşündürttü.Ev yuva kavramını, bulundukları ortamı kanıksamış olmaları,burasının artık onların yaşam merkezi olduğunun farkındalığı ile istekleri, günümüz yaşamınında tüm çocukların isteyebilecekleri türdendi.
İçlerin de kopan fırtınaları özlemleri bastırmışlar mıydı yoksa bunu dışa yansıtmama çabası mıydı bilemiyorum.
Bu arada kurumda kalan çocukların büyük bölümünün aslında hayatta olan anne yada babalarının olduğunu,ebeveynlerin istedikleri zaman çocuklarıyla görüştürüldüklerini öğrendik.Hatta bazı çocukların kendi istekleri talepleriyle aile bireyleriyle görüşmek istemediği gerçeği de vardı.Bu noktada duygu dünyam altüst oldu.Bir anneyim ve evladım dan ayrı kalmayı asla düşünemezken hangi şartlar onları çocuklarından ayrı yasamaya mecbur bırakmıştı bunu adlandıramıyorum bile.Devlet yuvada yaşayıp anne babası olan çocukların ailelerine, talepleri doğrultusunda belirli bir miktar para yardım yapma imkanı da veriyormuş.Yeter ki evladınız gerçek anne baba sevgisiyle bir yuva sıcaklığında büyüsün diye. Böylede bir imkan varken neden o çocuklar yuvada bunu inanın idrak edemiyorum.:(;(
Boğazım hala düşündükçe düğüm düğüm, ön yargılı olmak istemiyorum ama hala neden neden soruları kafamda büyük soru işareti.
Kahvaltı ve çocuklarla geçireceğimiz zamanımız kısıtlı olduğu için öğlene doğru kurumdan ayrılmak zorunda kaldık.Kapıdan çıkarken çocuklarla ayrılık sahnemiz inanın günün en zor anıydı benim için.
Hele ki tam çıkış kapısında hiç beklemediğim anda koşarak belime sımsıkı sarılan yavrum.
Gerçek anne sevgisini veremeyiz belki ama ,küçücük yüreklere bir nebzede olsa sevgimizden aktarabilmiş isek ne mutlu bize.


Biz blogger arkadaşlarımızla bu tür organizasyonlarımıza devam edeceğiz.Önce sevgi diyerek elimizden geldiğince ihtiyacı olan kurum ve kuruluşlara,kimsesizlere ulaşmaya çalışacağız.Sizleri de aramızda görmek bizleri daha çok mutlu edecektir.Çoğalarak paylaşarak artarak daha çok şeyler yapabiliriz.Desteklerinizi yanımızda bizimle birlikte yürümek isteyen herkese kapımızda gönlümüzde açık.Yeter ki niyetimiz bir olsun,yeter ki amacımız güzellik olsun.
Şimdi müsaadenizle Küçükyalı Sevgi Yuvası için bizlere destek olan ,hiç tereddütsüz eksiklerimizi gönderen firmalarımıza teşekkür etmek istiyorum.


Sadece bizim başlattığımız bu oluşumda değil onların sürekli zaten kocaman gönülleri ve sevgileriyle maddi manevi ihtiyacı olanlara destek sağladıklarını da biliyoruz.
İyi ki varsınız ,destekleriniz için, Küçükyalı Sevgi Evleri Çocuk yuvasındaki tüm küçücük yürekler adına,katılımcı bloggerlar adına ,en önemlisi duyarsız kalmadığınız,maddi manevi yanımızda olduğunuz için
YÜREK DOLUSU
TEŞEKKÜR EDERİZ
Yukarıda fotoğrafta olmayan,tüm bu organizasyon boyunca bizimle birlikte uğraşan çaba sarf eden fikir üreten karınca kararınca desteğiyle var olan ama o gün bizlere katılamayan bir çok arkadaşlarımızda mevcuttu.Emek veren yürek birliği yapan destekleyen gelen gelemeyen tüm blogger ve gönüllü arkadaşlarımıza da
YÜREK DOLUSU TEŞEKKÜR EDERİZ
İyi ki varsınız ve eminim ki böylesi güzellikler için hepte var olacaksınız.
Devamını Oku »

24 Mayıs 2016

Burun Tıkanıklığı Olan Çocuklarda Öğrenme Güçlüğü Olabilir

24 Mayıs 2016
Burun tıkanıklığı tedavi edilmediği takdirde özellikle çocuklarda fiziksel ve zihinsel bazı problemlere yol açıyor. Dikkat dağılması, kişilik değişikliği, öğrenme güçlüğü bu sorunlardan birkaçı. Burun tıkanıklığı nedeniyle yaşanan bu sorunlar yüzünden çocuk psikoloğa götürülüyor, çocukta zeka geriliği olduğu bile düşünebiliyor. Ancak gerçekte çocuğun sadece teşhis edilmemiş ciddi burun tıkanıklığı olduğu ortaya çıkabiliyor.



ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ SEBEBİ
Koku alamayan çocuklar da aynı işitme veya görme problemi olan çocuklar gibi dış dünya ile bağlantımızı kuran hayati beş duyumuzdan birinden yoksun kalıyorlar. Öyle ki tam çocuğun dış dünya ile olabildiğince temas etmesi, anılar oluşturabilmesi, dışarıdan uyaran alması, çevresiyle ilişki kurması gereken zamanda, burun tıkanıklığı olan bir çocuğun gelişimi eksik kalabiliyor, uzun dönemde bu öğrenme güçlüğüne kadar gidebilen problemlere yol açabiliyor.
Gribal enfeksiyonlar ve bu nedenle oluşan burun tıkanıklığınız çabuk geçsin istiyorsanız; bunlara dikkat!
Tuzlu su burnu açıyor: Burun tuzlu su ile temizlenmesi; ödemi azaltarak burun tıkanıklığının azalmasına ve mikropların burundan mekanik olarak temizlenmesine yardımcı olur.
Peteklere ıslak bez: Kuru bir ortam burun tıkanıklığının artmasına neden olabilir.Bulunduğunuz ortamların nem dengesini sağlayın. Bunu basit yöntemlerle yapabilirsiniz. Evde kalorifer peteklerinin üzerine ıslak bez konulabilir, ıslak bezden çıkan buhar ortamdaki havanın yumuşamasını sağlar.
Ortamda kaynamış suyu eksik etmeyin: Bir çaydanlık içerisinde su kaynatın ve bulunduğunuz ortama koyun. Suyun buharı nem oluşturacaktır.
Yatak odasını 10 dakika havalandırın: Yatak odasını her gün en az 10 dakika havalandırın ve odada halı bulundurmayın. En sık alerjik burun tıkanıklığı sebebi olan akarlar halıda bulunurlar.
Benim kızımda da sıkça yaşadığımız bu durum kışın daha çok baş gösteriyor ve sürekli burun açıcı spreyler,antibiyotikler kullanmak durumunda kalıyoruz,geçtiğimiz yıl geniz eti ameliyatı geçirmiş olmasına rağmen bir türlü tam iyileşme yaşayamadık,ne zaman burnuna bir darbe alsa hapşırmaya ve kanamaya başlıyor bunun içinde yakında bir tedavi uygulamayı düşünüyoruz.

Devamını Oku »

17 Mayıs 2016

Aloe Vera Box Set Kullanım Alanları

17 Mayıs 2016
Özellikle annelere sesleniyorum lütfen bu seti evinizde baş tacı yapın aleovera acil durum seti (box set ) 
Hiç bir şey çoçuklardan önemli değil ve her an her şey o bıcırık hareketli çoçuklarımızın başına gelebilir Allah korusun ama benim 2 tane çocuğum var bunun için söylüyorum çok faydasını görüyorum inanın bana bakın nerelerde kullanılır.


LR’ın en çok satan ve en sevilen ürünü Aloe Vera Box Set‘in pek çok kullanım alanı var. Setin içinde Aloe Vera Acil Durum SpreyiAloe VeraKonsantre Jel, Aloe Vera Propolis Krem çıkıyor ve bu ürünler pek çok cilt rahatsızlığında kullanılabiliyor:
1- Yara, yanık, çarpma, vurma, burkulma, morarma : Sprey, konsantre ve propolis bu sırayla istenen ve ihtiyaç duyulan sıklıkta kullanılır.
2- Kaşıntı, sinek ısırması, cilt alerjisi : Sprey ve konsantre yeterli, istenen sıklıkta kaşıntıyı gidermek için kullanılır.
3- Nasırlarda, topuk çatlaklarında : Gece yatmadan önce sprey, konsantre ve propolis sırasıyla nasirli yada catlak bulunan topuk bölgesine uygulanıp sonra çorap giyilerek yatılır.
4- Uçuklarda : Propolis krem uçuklu bölgeye sıkça sürülür,özellikle uçuk çıkacağını hissettiğinizde uygularsanız çıkmadan söndürebilirsiniz.
5- Hemoroid : Konsantre jel alüminyum folyo ya sıkılır ve fitil seklinde rulo yapılıp buzlukta dondurulur ve sonra fitil olarak kullanılır.
6- Cilt lekeleri, sivilce izleri, güneş ve hamilelik lekeleri : Sprey ve konsantre yalnızca geceleri bu sırayla sürülüp yatılır.
7- Ayak mantarı, tırnak mantarı: Micro silver ayak kremi öncesinde Sprey kullanılır.
8- Hafif egzamalar da : Propolis krem çok iyileştiricidir. Özellikle eller su ve sabunla yada soğukla temas ettikten sonra propolisli kremi kullanmak çok etkilidir.
9- Sedef hastalığı : Sprey, konsantre ve propolisi bu sırayla kullanarak buyuk ilerleme kaydeden çok sayıda insan var.
10- Pişiklerde: Propolis pişik kremi olarak kullanılabilir.
11- Yüz veya vücuttaki kılcal damarlar : Konsantreyi buzdolabında soğutup uygulamak oldukça etkilidir.
12- El Kremi olarak: Propolis özellikle aşırı kuruluk problemi olan eller için uygundur.
13- Saç dibi egzamaları: Microsilver şampuanla birlikte duş sonrası saç diplerine sprey kullanmak da çok etkili ve rahatlatıcıdır.

Lr ürünleri dermokozmetik alanda kendini ispatlamış ürünlerdir.Sizin sorununuza göre ürün önerisi içinsosyalannemblog@gmail.com a mail atabilirsiniz.
Devamını Oku »

13 Mayıs 2016

Thalia Leke Karşıtı Krem 50 ML İlk Deneyimlerim

13 Mayıs 2016
Merhabalar bugün sizlere Thalia Leke Karşıtı Krem 50 ml İlk Deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.Thalia Leke Karşıtı Kremi yaklaşık 15 gündür düzenli bir şekilde temizlenmiş cildime bir miktar kremi alarak ve masaj yaparak uygulamaya başladım,benim cildimdeki sorunlarım ise oğlumun hamileliği esnasında oluşan lekelenmeler,biliyorum ki  çoğu kadınında hamilelik ve doğum lekeleri vardır.
Thalia Leke Karşıtı Krem 50 ML 

Thalia Leke Karşıtı Kreminin vaatleri Thalia Leke Karşıtı krem hafif formülüyle cildinizin ihtiyaç duyduğu nemi sağlarken, içerisindeki doğal içerikleri ile cildinizde lekelerin oluşmasını önlemeye yardımcı olur. Cildi nemlendirmeye ve PH dengesini korumaya destek olur. Cildin daha sağlıklı ve pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. 
sosyalannem ürün deneyim

Ben henüz Thalia Leke Karşıtı Kremini bitirmedim,ama ilk izlenimlerim şu şekilde oldu;Öncelikle cildime istediği nemlendirmeyi yaptı,daha sağlıklı bir görünüm kazanmasına yardımcı olmaya başladı ve sanki 1 kademe de olsa cilt lekerimde açılmalar oluyor gibi geldi,neden gibi diyorum çünkü ürünü bitirmeden kesin şunu bunu yaptı demek okuyucularıma karşı haksızlık ve yanlış yönlendirmek olur diye düşünüyorum.Unutmamak için banyoda görebileceğim bir alanda muhafaza ediyorum kendisini :)
Ben hamilelik ve  doğum lekerimden rahatsızlık duyuyorum özellikle bu lekeler bahar başladığında daha da belirginleşiyor ve güneşe çıkarken mutlaka güneş kremi sürerek çıkıyorum.
Ürünü BURADAN inceleyebilirsiniz benim cildim normal bir cilt o nedenle her ürün her cilde aynı tepkiyi vermeyebilir ve alerji yapabilir.Sizler cilt tipinize ve kesinlikle bakım kremleri de dahil bileşenlerinde olan her hangi bir maddeye karşı alerjiniz olup olmadığını bilmelisiniz.
Kutu bittiği zaman gerekli güncellemeleri burada sizler için paylaşacağım.

Sevgiler,
Sosyal Annem....

Sizlerinde cildinde lekeler var mı?
Kesin çözüm buldunuz mu?
Devamını Oku »

11 Mayıs 2016

Evimizdeki 8 Gizli Tehlike!

11 Mayıs 2016
Evdeki 8 gizli tehlike,evde tadilat ve dekorasyon yaparken hastanelik olmayın.Türkiye’de yapı marketlerinin çoğalmasıyla birlikte ‘evdeki tadilat ve dekorasyonu kendin yap’ fikri kulağa hoş gelmeye başladı. Bu işler gerçekten eğlenceli. Fakat dikkat edilmezse hastanelik olabilir hatta ailenizin de sağlığını riske sokabilirsiniz.
Evimizdeki 8 Gizli Tehlike

EVİNİZİ BOYARKEN KANSER RİSKİNİ GÖZ ARDI ETMEYİN
Evde kullanılan boyaların içindeki çözücüler ve bir takım uçucu organik bileşikler sağlığa zararlı kimyasallar içerir. Boyalar kururken bu kimyasallar havaya karışır ve tarafımızdan teneffüs edilir.
Konut için günümüzde en çok kullanımda olan boyalar; plastik boyalar, su bazlı boyalar ve yağlı boyadır.Su bazlı boyalar akrilik esaslı. Alerjik ve koku hassasiyeti olan kişiler için üretilmiştir. Su ile inceltilebilmesi ve solvent salgılamaması önemli bir avantaj.
Yağlı boyalar ise daha çok parlak görünüm için kullanılan boyalar. Boyanın eşit şekilde dağılması ve incelmesini sağlamak için çözücü yani tiner eklemek gerekiyor. Ve kuruması sırasında içerdiği kimyasalları ortama salgılıyorlar.
Boyadan çıkan gazların solunması astım ve sinüs problemlerinin körüklenmesine neden oluyor.
Boya yapılırken boya yapısında barınan kimyasal gazlar ve çözücüler açığa çıkmakta. Bunlar akciğerler tarafından emilip kan dolaşımına karışır. Baş ağrısı ve baş dönmesi yapabilir. Havalandırma olmayan bir odada uzun süre boya yaparsanız bayılmanıza bile neden olabilir.
Bu tür uçucu karışımlar teneffüs edildiğinde, göz, burun ve boğaz rahatsızlıkları ortaya çıkabiliyor. Büyük miktarlara maruz kalındığında, hayvanlarla yapılan deneyler; bu kimyasalları doğuştan sakatlıklarla, kanser ve sinir sisteminde oluşan zararlarla doğrudan ilişkilendirmiştir.
Profesyonel boyacılar ne yazık ki büyük risk altındadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre boyacıların özellikle akciğer kanseri olma riski normalden %20 daha fazla. Danimarka’da, uzmanlar uzun zaman boya ve çözücülere maruz kalanlarda “boyacı bunaması” dedikleri nörolojik durum tespit ettiler. Sheffield ve Manchester üniversitelerinin çalışmalarında düzenli olarak bu kimyasallara maruz kalan erkeklerin üreme problemlerine daha yatkın oldukları görüldü.
Cilt üzerine bulaşan boya da alerjik döküntü gibi bir reaksiyona neden olabiliyor. Ama bunu ciltten çıkarmak için kullanılan tinerin ciltte yaratabileceği hasar çok daha vahim maalesef..

SU BAZLI BOYALAR, SENTETİK BOYALARDAN DAHA AZ RİSKLİ
ÇÖZÜM: Su bazlı boyalar, çözücü bazlı boyalardan daha az risklidir, kimyasal toksin içermez ve daha az kokarlar. Alternatif olarak uçucu organik karışım içermeyen ve kokusuz doğal boyaların denenmesi gerekmektedir.
Doğal boyalar toksin salınımı yapmazlar. Fırçalar da su ile yıkanabildiği için ayrıca terebentin veya tiner kullanmayı gerektirmez.
Boya yaptığınız odanın sürekli iyi şekilde havalandırılmasını sağlayın ve camları açık tutun. Sık sık temiz hava almak için dışarı çıkın, boya kuruyana kadar odaya girmeyin. Nefes filtreli maske kullanın. Solventler yüksek derecede yanıcıdır, boya tenekelerini ateşten uzak tutun. Yağlı boya bulaşmış bezler de kolaylıkla tutuşabilir. Kullandığınız boyalı bezleri, fırça ve ruloları, boya tenekelerini kimyasal atık olarak uygun şekilde yok edin.

DUVARDAKİ ESKİ BOYAYI KAZIMAYIN, KURŞUN YAYILABİLİR
Günümüzde kullanılmasa da eski evlerdeki boyayı duvardan kazıyarak sökerken kurşun yayılabilir ve bu da teneffüs edilebilir. Eskiden kurşun, boyaya renk katması ve daha çabuk kuruması için kullanılırdı. Kurşun vücutta birikir ve düşük IQ’ya ve çocuklarda davranış bozukluklarına neden olabilir. Duvarları kazırken küflerden çıkacak gazlar da o ortamda solunacaktır. Ardından ciğerlerde birikerek balgam, hırlama, nefes alma zorluğu ve potansiyel astım hastalığına neden olabilir.
Evinizin yaşı boyada kurşun olup olmadığının ipuçlarını verir. Özellikle 1978 yılından önce inşa edilen binalarda istemeseniz de buna maruz kalırsınız. Kapılarda, çerçevelerde, radyatörlerde ve süpürgeliklerde de bulunabilir.
ÇÖZÜM: Boya yaparken kurşunla baş etmenin en kolay yolu eski boyanızın üstünü modern yeni bir boya ile kaplamaktır. Bu kurşunun size zarar vermesini engelleyecektir. Eğer kurşunlu eski boyayı kaldırmaya ihtiyacınız var ise profesyonel yardım almalısınız. Böylece boya kaldırılırken boya partiküllerinin evinizin başka yerlerine yayılmasını da engellemiş olursunuz.

YERLERİ ZIMPARALARKEN CİĞERLERİNİZ ZARAR GÖREBİLİR
Zımpara işi kolaylıkla teneffüs edebileceğimiz ince tozlar meydana getirdiğinden ciğerlerimize zarar verebilir. Bu ince tozlar deri üzerinde de tahribat yapabilir.
ÇÖZÜM: Bu işlem sırasında toz geçirmez maske ve eldiven kullanılmalı. Ya da ıslak zımpara yapmalı, bunun için de özel bir zımpara kağıdı kullanmalısınız. Bu daha az toz meydana getirecektir ve ciğerleriniz ve derinizin daha az etkilenmesine yardımcı olacaktır.

CİLA YAPARKEN ÇOCUĞUNUZ ASTIM OLABİLİR
Boyada olduğu gibi ahşap üzerinde kullanılan cilalar da uçucu organik maddeler içerir. Teneffüs edildiğinde baş ağrısı, göz, burun ve boğaz rahatsızlıklarına neden olabilir. Bu tür kimyasallara maruz kalmış çocukların astım olma riski diğer çocuklara göre dört kat fazladır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda bu maddelerin kanserle bağlantısı bulunmuştur.
ÇÖZÜM: Odada camlar açık bir şekilde çalışın. Daha iyisi açık alanda solvente dirençli koruyucu eldiven kullanarak çalışın. Kimyasala maruz kalma sürenizi sınırlayın ve sık sık ara verin; yarım saatte bir temiz hava almak için dışarı çıkın.

DUVAR KAĞIDI TUTKALI EGZAMAYI TETİKLER
Duvar kağıdı tutkalları küfü önlemek için mantar ilacı içerir, bu da bazı kişilerde deri problemlerini ve egzamayı tetikler. Ve cilt bir kere alerjik reaksiyon gösterirse aynı ortama her maruz kaldığında bunu tekrar edecektir.
ÇÖZÜM: Duvar kağıdı tutkalına temas etmemek için eldiven kullanınız. Daha da iyisi eğer mümkünse mantar ilacı içermeyen yapıştırıcı kullanmaya özen gösteriniz.

CAM YÜNÜ CİĞERLERİNİZE VE BOĞAZINIZA ZARAR VERİR
Yalıtım malzemeleri cam yününden oluşmaktadır, derinizin içine nüfuz edebilir ve zarar verir. Ayrıca teneffüs edildiğinde ciğerleriniz ve boğazınız da tehlike altındadır.
ÇÖZÜM: Elleriniz ve cildiniz eldivenle, yüzünüz maske ve gözlükle korunmalıdır.

YEMEKLERİNİZİN ÜZERİNE ÇÖKEBİLİR, YILLARCA VÜCUDUNUZDA KALABİLİR
Duvardan duvara halılar yanmayı geciktirici madde içerebilir. Ürünleri yanmaz hale getirmek için kullanılan kimyasallar, insanlar ve yaban hayatı üzerindeki etkilerinin kaygılarından dolayı zaman içinde yasaklandı.Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda meme kanseri ile bağlantılı olabileceği görüldü. Midyelerde ve deniz salyangozlarında kısırlık, farelerde ise düşüğe neden olduğu tespit edildi. Uzmanların insanlarda da aynı sonuçları doğuracağı ile ilgili ciddi kaygıları oluştu. Bromlu alev geciktiriciler bulundukları ortamda insanlar tarafından solunabilir hatta ev tozu ile karışıp yemeklerinizin üzerine çökebilir. Yağda çözülebilir olduklarından vücuttan atılmaları zordur ve yıllarca vücudumuzda kalabilir.
ÇÖZÜM: Düzenli olarak evinizi süpürerek toz birikmesine engel olun. Yün, pamuk, jüt (hint keneviri) ve rattan gibi doğal ürünlerden yapılan halı satın almayı tercih edin.

GÖZLERİNİZ, BURNUNUZ VE BOĞAZINIZ ZARAR GÖREBİLİR
Çoğu ağartıcılar, küf ve kireç sökücüler Sodyum Hipoklorit adında bir kimyasalı içerir. Yüksek derecede yıpratıcıdır. Salgıladığı zehirli gazlar; gözler, burun ve boğaz için zararlı olabilir.
Ağartıcı ve amonyaklı maddeler içeren ürünleri aynı odada kullanmak çok tehlikelidir. Bu karışım boğaza ve akciğerlere saldıran ölümcül bir gaz olan klorun açığa çıkmasına neden olur.
ÇÖZÜM: Mümkün olduğunca çok pencere açarak odanın iyice havalanmasını sağlayın. Bir maske yardımı ile kendinizi açığa çıkan gazları teneffüs etmekten koruyun.

Devamını Oku »

10 Mayıs 2016

Küçük Ev Aletlerinde Türkiye'de Damgasını Vuracak Bir Marka!

10 Mayıs 2016
Bu gün sizlere benim bildiğim ama belki sizlerin henüz duymamış olabileceğini ve ''Küçük Ev Aletlerinde Türkiye'de Damgasını Vuracak Bir  Markadan bahsedeceğim sizlere...
Markamızın adı STİLEVS.
stilevs


40 yıllık bilgi ve birikimlerini birleştirerek girdikleri ev elektroniği sektöründe ürünlerin pratikliği,kullanım kolaylığı ve zarif duruşları ile müşterilerinin isteklerini fazlasıyla karşılıyor.
Beni tanıyanlar bilirler memnun olmadığım veya kullanmadığım hiç bir ürün ve marka ile ilgili deneyimlerimi paylaşmam.Elektronik ürün alırken hep korkarak alan bir tüketiciyim.
Nedeni ise; Bir kaç popüler markanın ürünleri ile yaşadığım sorunlar ve bir türlü çözüm alamadığımdan dolayı aldığım ürünleri direk çöpe atmak zorunda kalmışlığım oldu.
Elektronik ev ürünleri alırken de benim kendimde belirlediğim kriterlerim vardır.Örneğin; Ürün kullanışlı olmalı,beklentimi karşılamalı,az yer kaplamalı,uzun ömürlü olmalı gibi sayabileceğim bir çok nedenden saydıklarım benim seçimlerimden bazılarıdır.
Stilevs ise,yeni tüketicileri ile buluşan markalardan bir tanesi olmasına rağmen,şuana kadar hiç bir olumsuz yorum okumadım ve duymadım da.Türkiye'nin dört bir yanında şuan için 275 adet olan yetkili servis ağı her geçen gün büyüyor.Biz müşteriler olarak ürün bozulduğunda arızalandığında en yakın yetkili servise koştuğumuz için servis ağı çok önemli.
Stilevs'in bünyesinde ki ürünlerden bahsedecek olursak eğer,Ev temizliği,Gıda hazırlama,İçecek hazırlama,Ev gereçleri,Kişisel bakım ve Ütüden oluşmakta.Uygun fiyatları olduğunu görüyorum sitelerinde ürünlerin renkli olması ise evimize getirdiği başka bir güzellik bence.
Ben Stilevs markasından Robotik Midi Doğrayıcı ürününü sizler için deneyimledim ve YOUTUBE KANALIM'da sizler için paylaştım umarım beğenirsiniz :)




Sizler eviniz için elektronik ürün alırken nelere dikkat edersiniz,evinizde hangi ürünleri daha çok kullanıyorsunuz?

Devamını Oku »

6 Mayıs 2016

Anne Demek…

6 Mayıs 2016
Anne demek, kurulan her sofrayı şenlik havasına büründürürken, mutfakta bulaşık yıkadığı için o sofraya oturamamaktır. Çocuğuna bembeyaz giydirdiği elbiseyi yarım saat sonra lekeli gördüğünde kıyamadığı için kızamamaktır. Sohbetin en güzel yerinde, yağmur yağdığı için çamaşırlara koşmaktır. Anne demek, çocuğu mikrop kapmasın diye yerleri defalarca silmek, içine sinmediği için aynı yeri durmadan tekrar tekrar temizlemektir. Bulaşıktan, çamaşırdan, evi toplamaktan vakit bulamadığı için kuaförün yolunu unutmaktır. Çocukları hasta olmasın diye elinden geleni yapmak, mutfağı, banyoyu temizlerken çamaşır suyunu su gibi kullanmaktır.


Anne demek, dışarıya çıktığı zaman kendine bir şeyler almayıp çocukları için her şeyi almaktır. Çocuğu oyun oynarken kirlenmesin diye sürekli çantasında ıslak mendil taşımaktır. Zorluklarla mücadele etmek, her şeye rağmen çocukları için çalışmak ve çabalamaktır. Anne demek, kahramanlığı yeniden yazmaktır.

Anneliğin ne demek olduğunu çok iyi bilen Vissmate, annelerin titizliğinde geliştirdiği yoğun kıvamlı çamaşır suları ile her evi baştan aşağıya koruma altına alırken %100 hijyen sağlar. Özel geliştirilmiş güçlü formülü ile tüm lekelere anında etki eder ve tek hareketle en zorlu kirleri bile söküp atar. Temizliğe yeni bir boyut kazandıran Vissmate, hijyenik bir ev ortamı yaratarak çocuğunuzu ve sevdiklerini de koruma altına alır, annelerde rahat bir nefes alır.

Vissmate olarak, yorulmak bilmeyen, bizi bizden çok düşünen annelerimizin Anneler Günü kutlarız.
Vissmate hakkında ayrıntılı bilgiye www.vissmate.com.tr adresinden ulaşılabilir.
Devamını Oku »

5 Mayıs 2016

Mutlu Çocuk Nasıl Yetiştirilir?

5 Mayıs 2016
Günümüzde artık anneler evin temiz olmasına değil, çocuklarının mutlu olmasına odaklanıyor. Çocukların anne-babayı model aldıklarını ve çocuklara iyi örnek olunması gerekli.Çocuklarınızı yargılamadan dinleyin, onlara yardımınıza ihtiyaçları olup olmadığını sorun. Onlar muhtemelen durumları sizden farklı düşünüp değerlendireceklerdir”
Mutlu Çocuk Nasıl Yetiştirilir?


Çocuklarınıza “hayır” demeyi bilin
Çocuklarla her gün oyun oynanması, sohbet edilmesi ve nasıl olduklarının mutlaka sorulması gereklidir. Hayatta her şey istediğimiz gibi olmaz, karşılaştıkları güçlüklerde onlara ayakta durmayı, problemlerin üstesinden gelmeyi ve çabalamayı öğretmeliyiz. Onları herhangi bir karşılık beklemeden, hatalarına rağmen sevin, sevginizi mutlaka gösterin. Çocuğunuzun ödevlerini, derslerini takip edin. Anlayamıyor, konulara artık yetişemiyor olsanız da kontrol edin. Gerekirse yanında oturun eşlik edin. Okulla irtibatınızı kesmeyin. Çocuklarınıza hayır demeyi bilin!” 


Çocuklarınız adına karar vermeyin


Mutlu annelerin mutlu çocuklar yetiştirdiğini unutmayın“Çocuklarınızın okuması için elinizden geleni yapın, okumamak gibi bir seçeneklerinin olduğunu düşünmesinler. Çocuklarınız TV, bilgisayar, tablet ve mobil cihazlarla değil çocuklarla, hayvanlarla, ağaçlarla, kalem kitaplarla ve oyuncaklarıyla arkadaşlık etsin. Yaşlarına ve psikolojilerine uygun olmayan her tür yaşantı, görüntü, ortam ve insanlardan uzak tutun. Çocuklarınızın sizden her anlamda daha iyi, daha eğitimli, daha başarılı, daha mutlu olabilmeleri için uğraşın. Çocuklarınızın seçimlerinde onlara yol gösterici, onları destekleyici olun; ancak seçimlerini onlara bırakın. Çocuklarınıza yalan söylemeyin, ona ihtiyacı olan kadar bilgiyi en doğru şekilde vermeye çalışın. Başka kişilere, başka meselelere olan öfkenizi onlardan çıkartmayın. Onu doğurmuş olmanız onun her şeyine karışma hakkını size vermez. 
Çocuklarınız adına karar vermeyin!”
Peki mutlu edebiliyor muyuz?
Mutlu ise; 
Ne kadar mutlu edebiliyoruz?

Devamını Oku »

3 Mayıs 2016

Tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü kutlu olsun!

3 Mayıs 2016
Anneler Günü geldi çattı… “Hep daha iyisi” diyerek bebeklerin ve annelerin isteklerine her zaman en iyi şekilde cevap veren, Türkiye’nin yeni bebek bezi ve ıslak havlu markası Sleepy, Unutkan Anneler’e teşekkür ederek onları unutmadığını gösterdi.
Bir zamanlar uyku kelimesini en sıcak kelime olarak tanımlayan, %50 indirimleri ve yeni sezon çantaları kaçırmayan, en son çıkan filmlere en önce giden, yemek keyfinden asla ödün vermeyen, küçük bir temizlikten sonra bile en az 3 saat dinlenen ve fönsüz dışarı adımını atmayan ama bir gün, dünyalarını değiştiren o büyük mutluluk ile birlikte dünyaları unutan tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü’nü büyük bir coşku ile kutladı.
Kendilerini çocuklarına adaya Unutkan Anneler’i unutmayan Sleepy, Anneler Günü için özel olarak hazırladığı ajandası ile de tüm annelerin kalbini çalmayı başardı. #unutkananneler hashtag’ini kullanarak Instagram ve Twitter sayfalarında paylaşımda bulunan ve Mayıs Ayı boyunca market.sleepy.com.tr adresinden alışveriş yapan herkese dağıtılacak bu ajanda ile tüm bir yıl mutluluk ve bol bol gülümsemeyle geçecek.
http://www.unutkananneler.com/
Sleepy, en sevdikleri pastanın son dilimini her zaman çocuklarına ayıran ve gerçek sevginin ne anlama geldiğini varlıklarıyla kanıtlayan Unutkan Anneler’e “İyi ki varsınız…” diyor ve kalpten bir teşekkür gönderiyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

Turşu Kavurması Tarifi

Merhaba arkadaşlar yaz geliyor ve kış hazırlıklarımızdan biri olan turşularımızı vereceğim Turşu Kavurması Tarifi ile de değerlendirebileceksiniz.
Yapımı çok basit olan Turşu Kavurması Tarifi hem ılık hemde soğuk olarak tüketebilirsiniz hatta salata yerine bile sofralarınızda yer açabilirsiniz.

Turşu Kavurması Tarifi

Malzemelerimiz:
2 Adet orta boy soğan
Sıvı yağ
1 Yemek kaşığı salça(domates veya biber)
Turşu Kavurması 


Hazırlanışı;
Öncelikle karışık turşularımızı yıkıyoruz ve tuzundan olabildiğince uzaklaşmasını sağlıyoruz daha sonra onları istediğiniz boyutta ama çok küçük olmamak şartı ile doğruyoruz.Tavamıza bir miktar sıvı yağın içine 2 adet doğradığımız soğanlarımızı ekliyor ve birazcık pembeleştiriyoruz,son olarak salçamızı ekleyip karıştırıyoruz en son turşularımızı da ilave ederek bir kaç dakika pişiriyoruz.Pişirme süresi önemli değil,önemli olan turşuların ısınması ve soğan tadını da içine almasıdır,bir iki defa fokurdayarak kaynaması yeterlidir.
Ocağımızdan turşu kavurmasını alıp servis tabağımıza alıyoruz ve soframıza götürüyoruz.
Turşu Kavurma

Hem hazırlaması hemde evdeki turşuların değerlendirilmesi açısından güzel bir tarif olduğunu düşünüyorum.
Afiyet olsun....
Devamını Oku »

2 Mayıs 2016

Cecile Nail Colors 19

2 Mayıs 2016
Yeni bir ay ve ilk haftasından selamlar hepinize,geçtiğimiz haftalarda sıkca kullandığım Cecile Nail Colors 19 numaralı ojeyi sizlere yazmak istedim bu gün.
Cecile Nail Colors  19
Cecile'nin bir çok ürününü zaman zaman kullanmışlığım oldu ama şu sıralar elimde mevcut olan likit rujları ve 4 çeşit ojesi var.
Cecile Nail Colors 19 Numaralı Oje

Cecile Nail Colors 19 numaralı ojesinin rengine bayıldım,sürümü kalın fırçası ile çok kolaylaştırılmış ,ojenin kuruma hızını beğendim ve bu nedenler de benim cecile markasını sevmeme neden oldu.Yıllar önce kullandığım parfümleri var Cecile Diva parfümünü severek sıkıyorum,kokusu gün boyu yeterli gelse de daha yoğun bir koku istiyorsanız gün içinde bir iki fıs daha ilave etmenizi tavsiye ederim.

Benim koku yani parfüm ve oje koleksiyonumu bilmeyen yoktur sanırım,bilmeyenlerde bu sayede öğrenmiş oldu :)
Profesyonel olarak kaliteli,taşırmadan oje süremesem de biraz biraz uğraşarak emin adımlarla ilerliyorum.

Cecile Oje
Bu hafta yeni oje sürmedim çünkü,tırnaklarımda ortadan kırılmalar vardı ve devam ettiği için bir markanın bakım yağını uyguluyorum günde 2 defa umarım düzelecekler tırnaklarım ve bende sevdiğim ojelerimi yeniden sürebileceğim :(

Sizler oje sürüyor musunuz?
Oje alırken nelere dikkat ediyorsunuz?
Devamını Oku »