Blog Arşivi

İzleyiciler

Telif Hakları. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Ne Aramıştınız?

LightBlog

3 Şubat 2015

Psikoloğa gitmekten korkmayın!!!

Uzman Hipnoterapist ve psikolog Gani Eser, toplulumumuzda hala bir önyargı konusu olan psikoloğa gitmekten çekinen insanlar için kaleme aldığı yazısında bakın neleri vurguluyor.. Önyargılar yaşamımızın duvarlarıdır. Doğduğumuz andan itibaren koşullandırılmaya, neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair toplumsal kalıplara uymaya zorlanırız. Farklı düşündüğümüzde dışlanır, genele uymayan söylem ve davranışlarımızı frenlemeye çalışırız.
 
Ama toplumlar da bireyler gibi değişebilen, gelişebilen organik bir yapıya sahiptir. Çeyrek asıönce psikolojik rahatsızlıklara ayrım yapmaksızın delilik yaftasını yapıştıran toplumumuz bugün görsel ve yazılı medyanın da etkisiyle farklı bir bakış açısına geçmiş görünüyor. Deli kelimesi out, terapiye ihtiyacı var in.


Bu oldukça sevindirici bir gelişme ama yine de psikoloğun, terapistin kapısını çalmak hala çok kolay değil. Nedir peki bunun altında yatan kaygılar?
 
Etiketlenme kaygısı
Çevresindeki bireyler tarafından akıl sağlığı yerinde olmayan biri olarak tanınmak istememek kadar çalıştığı işte ya da ileride hedeflediği pozisyona ulaşması için bir engel teşkil edeceği düşüncesi de kaygıya yol açabiliyor. Terapi için gittiğiniz uzmanın bekleme salonunda bir tanıdıkla karşılaşma ihtimali de kaygı düzeyini yükseltiyor.
 
Sırlarının ifşa edileceğine dair korku
Özgüven eksikliği kuşkuyu ve güvensizliği doğurduğu için terapiste mesafeli yaklaşma ve birkaç seans sadece yüzeysel konularda sohbet etme, asıl konudan uzak durma durumuna yol açabilir.
 
İyileşme korkusu
Sorunlarımıza bazen ilgi çekmek, bizimle daha çok ilgilenilmesi için tutunabiliriz. Depresyondayken etrafımızda pervane olan eşimizin, ailemizin dipten çıkıp kendimize geldiğimizde ilgi veşefkatini yitirmek bir tür yoksunluğa yol açabilir.
 
Yargılanma korkusu
Kurtulmak istediğimiz bağımlılıklar, yaşadığımız travmalar, 
toplumca kabul görmeyen düşüncelerimiz başkalarıyla paylaşılmayacak kadar özel olabilir. Danıştığımız kişi bir uzman da olsa yargılanma korkusundan kurtulamayabiliriz.
 
Kaygılarınızı aşmanız için;
Sizin gibi düşünen birey sayısı sandığınızdan daha fazla. Yalnız değilsiniz.
Terapistler için her danışan özeldir ve paylaşılanlar seans odası dışına çıkmaz.
Birçok terapist danışanın ismini dosyaya yazmadığını biliyorum.
 
Günümüz psikologları danışanlarının bekleme odasında karşılaşmaması için seans aralarına zaman koyarak ya da girenler ve çıkanlar için farklı kapılar koyarak çözüüretiyorlar. Ayrıca; psikoloğa değil terapiste gidiyorum demek sizi rahatlatabilir.
 
Sorununuzdan kurtulmaya kesin olarak karar vermeniz terapinin başarısını artıracaktır.
Psikologlar sihirbaz değildir. Sihirli değnekleri yoktur ama bakışaçınızı değiştirmeyi, bağımlılıklarımızdan kurtulmanızı, travmaları atlatmanızı sağlayacak donanıma sahiptirler. Onlar sizi profesyonel olarak dinleyen ve doğru sorularla anlatmanıza destek veren uzmanlardır.
 
Ruh sağlığımız beden sağlığımızdan daha az önemli değildir. Ağrımız olduğunda doktora gitmek kadar doğal olan bu eylemi ertelemeniz daha büyük sorunlara yol açabilir.
 
Uzman Hipnoterapist, Psikolog Gani Eser©, 2015

2 yorum:

  1. Bence günümüzün yaşam koşullarını da goz onune alırsak herkesin bir psıkologu olmalı diye düşünüyorum.Toplumda hala psıkolaga gıtmenın alışkanlığı oluşmadı.Halbukı bır yerimiz ağrıdığında nasıl doktora koşuyorsak.Aynı sekılde ruh sağlığımız ıçınde yapmalı.Çok mu yazdım ne .Yazınızı zevkle okudum .Bende bunları paylaşmak istedim sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. Bu hayat şartlarında hemen herkesin ihtiyacı oluyor gidenler saklıyor sanki suçmuş gibi ruhumuzda hastalanabilir...güzel bir paylaşımdı..sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil

Yorumunuz benim için önemli teşekkür ederim...

LightBlog